in ,

Vücudumuzdaki Destekçi Askerler Var !!

ANTİBİYOTİKLER vücuttaki mikroplan öl­dürebilen ya da çoğalmalannı önleyebilen ilaçlardır. Bu yüzden bu ilaçlara “canlılara karşı” anlamındaki antibiyotik adı verilmiştir. Ama antibiyotikler bütün canlılara karşı ya da bütün canlılar üzerinde etkili değildir. Nite­kim hastalık yapıcı virüslere karşı etkisiz kalan bu maddeler, öbür mikroplan, özellikle bakterileri öldürürken bu minik canlılann yerleşmiş olduğu vücut hücrelerine bir zarar vermez. Bu nedenle kümes hayvanlannın ve domuz yavrularının daha sağlıklı gelişebilmesi için çoğu kez yemlerine antibiyotik katılır. Hatta ABD’de hemen tüketilmeyecek etler, tazeliğini uzun süre koruyabilmesi için, anti­biyotiklere batınlarak depolanır.

Antibiyotiklerin ilk örneği olan penisilin 1928’de hemen hemen rastlantı sonucunda bulundu. Alexander Fleming, pelte kıvamın­da özel bir maddeyle doldurulmuş bir kabın içinde (besi ortamında) stafilokoklann geliş­mesini inceliyordu. (Stafilokoklar, irinli çıbanlann oluşmasına ve impetigo gibi iltihaplı deri hastalıklarına yol açan bakterilerdir.) Fleming’in hazırladığı besi ortamına yanlışlık­la kansan küf mantarları aynı ortamda çoğa­larak stafilokoklan yok etmişti. Fleming, mantarlarca salgılanan ve bakterileri öldüren bu maddeye penisilin adını verdi. O tarihten ancak 10 yıl sonra penisilin saf olarak elde edilebildi ve daha birçok bakteri türü üzerin­de etkili olduğu saptandı. İlk kez 1957’de de bir araştırma laboratuvarında yan sentetik penisilin elde edildi.

O günden bu yana, gerek başka tek hücreli canlılardan, gerek laboratuvarlarda kimyasal işlemlerle birçok antibiyotik üretilmiştir.

Penisilin ve streptomisin gibi bazı antibiyo­tikler bakterileri öldürdüğü halde, tetrasiklin ve kloramfenikol gibi bazı antibiyotikler yal­nızca bakterilerin çoğalmasını önler ve bu mikroplan öldürme işini vücudun doğal sa­vunma sistemine bırakır.

Doktorlar hastalarının tedavisinde antibi­yotik kullanacakları zaman, genellikle hastalı­ğın hangi bakteriden ileri geldiğini, dolayısıy­la en çok hangi antibiyotiğin etkili olacağını saptamaya çalışırlar. Bu amaçla, içinde bakte­rilerin bulunduğu salgılardan, örneğin irin ya da balgamdan aldıkları örnekleri hastenelerin laboratuvarlarında incelemeye gönderirler. Laboratuvarda, hastadan alınan irin küçük bir kaba konur ve kabın üzeri belli miktarda antibiyotik içeren filtre kâğıtlarıyla kapatılır. Kısa bir süre sonra antibiyotik irinle karışır ve kabın yüzeyinde bakterilerin üreyemediği boş bölgeler oluşur.

Bazen bakteriler antibiyotiklere karşı di­renç kazanır ve daha önce olumlu sonuç veren bir antibiyotik aynı bakteri türünü etkileme-meye başlar. Bunun nedenlerinden biri, çok hafif atlatılabilecek mikroplu hastalıklarda aşın miktarda antibiyotik kullanılması ya da gerektiği zaman yeterli dozda antibiyotik kullanılmamasıdır. Böyle durumlarda genel­likle hastalığı tedavi edebilecek başka bir antibiyotik denenir. Bakteriler üzerindeki et­kisine karşılık, antibiyotikler bugüne kadar virüs hastalıklarının tedavisinde etkili olama­mıştır.

Bazı Önemli Antibiyotikler

Penisilin özellikle stafilokoklardan ileri gelen irinli çıbanların ya da apselerin ve zatürree, menenjit gibi ağır iltihaplı hastalıklann teda­visinde kullanılır. Bu tedavide penisilin kas ya da damar içine şırınga edilebileceği gibi tablet halinde ağız­dan da alınabilir. Ama bazen stafilokoklar penisiline karşı direnç kazanır ve tedavi iste­nen sonucu vermez. Bilim adamları, penisilin­den türetilen ve penisilinin etkisiz kaldığı bakterileri de öldürebilen yeni antibiyotikler geliştirmişlerdir.

Streptomisin toprakta yaşayan bir bakteri türünden 1944’te elde edildi ve veremin teda­visinde etkili ilk antibiyotik oldu. Rifampisin gibi başka antibiyotikler de verem mikrobuna karşı etkilidir, ama streptomisin bugün bile bu hastalığın tedavisinde çok kullanılır. Streptomisin ayrıca penisiline direnç gösteren bazı bakteriler üzerinde de etkilidir.

pills isolated on white background

Tetrasiklinler. Bu antibiyotik grubu tetra­siklin, klortetrasiklin ve oksitetrasiklin gibi benzer antibiyotikleri içerir. Etki alanı geniş olan (“geniş spektrumlu”) bu antibiyotikler birçok bakteri türünün çoğalmasını engelleye-bilirse de, vereme ve besin zehirlenmesine yol açan bazı bakterilere karşı etkili değildir.

Kloramfenikol de etki alanı geniş olan bir antibiyotiktir. Tifo tedavisinde en etkili anti­biyotik olduğu kadar, kuşlardan, özellikle papağandan insana bulaşan psittakoz gibi başka bakteri hastalıklanın tedavisinde de olumlu sonuç verir. Yalnızca ağızdan yutula­rak alındığında etkili olan kloramfenikol ayrıca iltihaplı göz hastalıklarının, bakterilerden ileri gelen besin zehirlenmelerinin, zatürre ve menenjitin tedavisinde de kullanılır. Tek sakıncası, çok ender de olsa kan hücrelerine zarar verebilmesidir. Eritromisin de ağız yoluyla etkilidir ve konjunktivit gibi iltihaplı göz hastalıklanın, ayrıca menenjit, orta kulak iltihabı, zatürree, bronşit ve bademcik iltihabı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Sefaloridin ile gentamisin de yakın yıllarda üretilen, etki alanı geniş antibiyotiklerdir.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sekiz Kollu Canavar

Gecemizi Aydınlatan Mucit ”Edison”