in , ,

Süper Güç ” Çin Halk Cumhuriyeti “

Süper Güç ” Çin Halk Cumhuriyeti “

Dünyanın en kalabalık ülkesidir. Yüzölçümü bakımından ise üçüncü gelir. Doğudan batıya yaklaşık 5.000 km, kuzeyden güneye ise yaklaşık 5.500 km uzanır. Sınır komşulan Kuzey Kore, SSCB, Moğolistan, Afganistan, Pakistan, Ne­pal, Bhutan, Hindistan, Birmanya, Laos ve Vietnam’dır. Çin Denizi (bak. ÇİN DENİZİ) ile 4.345 km kıyısı vardır. Çin 21 yönetim bölgesi ile içlerinde Tibet, Xinjiang (Sinkiang) ve İç Moğolistan’ın da bulunduğu beş özerk bölge­ye ayrılır. Kuzeydoğudaki yönetim bölgele­riyle birlikte bu özerk bölgelere Dış Çin de denir. Bunlar, düşman saldırılarından korun­mak için 2.000 yılı aşkın bir süre önce yapılan Çin Seddi’nin (bak. ÇİN Seddİ) öte yanında yer alırlar. 1949’dan beri yönetimde Çin Komü­nist Partisi (ÇKP) bulunmaktadır. Bir zaman­lar Formoza olarak bilinen Tayvan Adası doğu kıyısı açıklanndadır. Ayn bir ülke olan Tayvan’a Milliyetçi Çin de denir. Tayvan’ın resmi adı Çin Cumhuriyeti’dir.

Çinliler’in Pinyin Yazı Sistemi

Çinliler’in yazılarında geleneksel olarak kullandık­ları simgeler vardır; her simge bir sözcüğü ya da düşünceyi dile getirir. Bu dili Latin alfabesini kul­lanarak yazmak için, Çin seslerinin özel harflerle ya da harf bileşimleriyle verilmesi gereklidir. Bu­nun için çeşitli sistemler üzerinde çalışılmış, ne var ki hiçbirinde tam başarı elde edilememiştir. 1956’dan beri Çin’de resmi Çin sistemi olarak Pin­yin (Fonetik Çin Alfabesi) kullanılmaktadır. Bu sis­tem şu anda Çin okullarında öğretilmekte ve ülke­nin dışında da yaygın biçimde kullanılmaktadır. Temel Britannica’da da Pinyin sistemi temel alın­mıştır. Bu sisteme uygun olarak yazılmış sözcük­lerin Türkçe’de yaygın olarak kullanılan biçimleri ya da okunuşları parantez içinde verilmiştir. Yal­nız Pekin, Çu-Enlay, Mao Çe-Tung gibi dilimize çok yerleşmiş özel adlar bu biçimleriyle yazılmış, Pinyin sistemine uygun yazılışları ise parantez içinde italik olarak verilmiştir.

Çinliler’in Pinyin Yazı Sistemi

Çinliler’in yazılarında geleneksel olarak kullandık­ları simgeler vardır; her simge bir sözcüğü ya da düşünceyi dile getirir. Bu dili Latin alfabesini kul­lanarak yazmak için, Çin seslerinin özel harflerle ya da harf bileşimleriyle verilmesi gereklidir. Bu­nun için çeşitli sistemler üzerinde çalışılmış, ne var ki hiçbirinde tam başarı elde edilememiştir. 1956’dan beri Çin’de resmi Çin sistemi olarak Pin­yin (Fonetik Çin Alfabesi) kullanılmaktadır. Bu sis­tem şu anda Çin okullarında öğretilmekte ve ülke­nin dışında da yaygın biçimde kullanılmaktadır. Temel Britannica’da da Pinyin sistemi temel alın­mıştır. Bu sisteme uygun olarak yazılmış sözcük­lerin Türkçe’de yaygın olarak kullanılan biçimleri ya da okunuşları parantez içinde verilmiştir. Yal­nız Pekin, Çu-Enlay, Mao Çe-Tung gibi dilimize çok yerleşmiş özel adlar bu biçimleriyle yazılmış, Pinyin sistemine uygun yazılışları ise parantez içinde italik olarak verilmiştir.

Doğal Yapı ve İklim

Kuzey, batı ve güneyindeki çöller ve yüksek dağlar Çin’in çevresinde doğal engeller oluş­turur. Doğusundaki Kuzey Çin Ovası ülke­nin en geniş düzlüğüdür. Batıda Tibet Yaylası bulunur. Dünyanın en yüksek dağlanyla çev­rili olan bu yaylanın yüksekliği 4.000 metreyi aşar. Tibet’e “dünyanın damı” da denir (bak. TİBET). Güneyde Himalaya Dağlan, kuzeyba­tıda ise Karanlık Dağlar (Kunlun), Tanrı Dağlan (Tien Şan) ve Altay Dağlan yer alır. Dünyanın en yüksek noktası olan Everest Te­pesi Çin-Nepal sınırındadır. Kunlun ile Altay sıradağlan arasında bir zamanlar Çin Türkistan’ı olarak bilinen Xinjiang (Sinkiang) bölge­si uzanır. Çin’in doğusunda da dağlar ve tepe­ler vardır, ama burası batı bölgesine göre da­ha düz bir alandır.

ÇİN HALK CUMHURİYETİNE İLİŞKİN BİLGİLER

YÜZÖLÇÜMÜ: 9.572.900 km2.

NÜFUS: 1.064.135.000 (1987).

BAŞKENT: Pekin (Beijing).

YÖNETİM: Bağımsız halk cumhuriyeti.

DOĞAL YAPI: Çin üç ana bölgeye ayrılır. Güneybatısı yüksek bir yayla, kuzeybatısı geniş havzaların yer al­dığı dağlık bir bölgedir. Doğusu alçak ovalardan olu­şur. Doğudan batıya doğru akan Yangtze (Yang-çe) Irmağı ülkeyi ikiye ayırır.

BAŞLICA ÜRÜNLER: Tarım. Pirinç, buğday, mısır, mey­ve, şekerkamışı, soyafasuİyesi, domuz, koyun, keçi, sığır, balık. Madenler. Çinko, bakır, kurşun, kalay, tungsten, demir cevheri, nikel, boksit, altın.

SANAYİ: Çimento, çelik, yapay gübre, şeker, giyim, sa­at, bisiklet, dikiş makinesi, televizyon. Dış ülkelere satılan önemli ürünler. Petrol ve petrol ürünleri, ta­hıl kırması, dokuma, ipek, çay, işlenmiş besin mad­deleri.

ÖNEMLİ KENTLER: Şanghay, Pekin, Tianjin (Tiençin), Shenyang (Şenyang), VVuhan, Kanton (Guangzhou), Chongqing (Çungking), Harbin, Chengdu (Çengtu), Xi’an (Sian).

EĞİTİM: Bütün çocuklar altı yıllık temel eğitimden ge­çer; bunların ancak üçte biri ortaöğrenim görür.

Çin’in ovalannı, dört ırmak ve kolları sular. Kuzeydoğuda, kuzeye doğru akan Songhua (Sungari) Irmağı ile güneye doğru akan Liao Ho (Liao Irmağı) dağlarla çevrili bir düzlük­ten akarlar. Her ikisi de Tibet’ten doğan Sarı Irmak (Huang He) ile dünyanın üçüncü bü­yük ırmağı olan Yangtze (Yang-çe), Tianjin’ den (Tiençin) güneyde Şanghay’a uzanan ge­niş bir ova oluştururlar.Doğu Çin’in kuzey ve güneyi birbirinden çok farklı iki bölgeye aynlır. Doğudan batıya uzanan ve Huang He ile Yangtze ırmaklannın havzalannı birbirinden ayıran Qinling (Çin-Linğ) Dağlan bu iki bölge arasındaki sınırı çizer. Bu dağlar önemli bir iklim farklılığına da neden olur. Kuzey Çin’de yazlar yağışlı, kışlar kurak geçer. Kuzeydeki ovada kışlar, aynı enlemde bulunan dünyanın başka bölgelerine göre da­ha soğuktur. Yılda en az bir ay boyunca sıcaklık donma noktasının altında kalır. Güneye gidildikçe havalar ısınır. Yangtze Vadisi’nde kışlar az yağışlı ve oldukça ılımandır. En gü­neyde ise havalar bütün yıl boyunca sıcaktır. Haziran-eylül arasında güneyden güneydoğu­ya esen yaz musonları (bak. MUSON) bol yağ­mur getirir. Yüksek dağlan, düz ovaları, bataklık delta­ları ve bomboş çölleriyle böylesine büyük bir ülkede bitki örtüsü de bölgeden bölgeye çok değişir. Güneyde bambular ve renk renk çi­çek açan bitkilerle bezenmiş astropikal or­manlara rastlanır. Kuzeydeki dağlarda ise la­din ve çam yetişir. Doğal bitki örtüsü yoğun yerleşim bölgelerinde zaman içinde yok ol­muştur. Dünyanın birçok yerinde anayurdu Çin olan çeşitli çiçekler, bodur ağaçlar, ağaç­lar ve süs bitkileri yetiştirilmektedir. Ayrıca, Çin’de hayvan varlığı da oldukça çeşitlidir. Güneyde kaplan, maymun ve se­menderler yaşar. Güneybatıda görülen dev panda, küçük panda ve keçiye benzer bir çeşit antilop olan takin gibi hayvanlara dünyanın başka hiçbir yöresinde rastlanmaz. En güzel sülünlerin bazıları Çin’in batı kesimlerinde yaşar. Ayrıca, tarihöncesi zamanlardan kalma küçük timsahlar dünyada yalnızca Yangtze Havzası’nda bulunur.

Nüfus ve Kentler

Çin’de 1 milyarın üzerinde insan yaşar; bu da dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biridir. Nü­fusunun yüzde 94’ünü, aynı kültür ve dili pay­laşan Han Çinlileri oluşturur. Bunların çoğu doğudaki verimli alanlarda ve nüfusun yoğun olduğu kentlerde yaşar, Nüfusun kalan yüzde 6’sı, içlerinde Uygurlar, Moğollar, Tibetliler’ in de bulunduğu 50’ye yakın değişik halktan oluşur. “Ulusal azınlıklar” olarak adlandırılan bu halklar kendi dillerini konuşmakta ve kül­türlerini sürdürmektedir. Han Çinlileri’nden 20 milyon kadarı Çin dışında, dünyanın çeşitli ülkelerinde, özellikle de Güneydoğu Asya’da yaşar.Çin’in en büyük kenti olan Şanghay, Yang-tze Irmağı’nın ağzında kurulmuştur. Büyük gemiler Yangtze’yi izleyerek Nanjing (Nan-king), Wuhan ve Chongqing (Çungking) kentlerine kadar ulaşabilir. Bu üç kentin nü­fusu da 2 milyonun üzerindedir. Çin’in ikinci en kalabalık kenti başkent Pekin’dir (Beijing). Pekin Sarı Irmak ovasının kuzey bölü­münde kurulmuştur. Kentin güneybatısındaki Tiençin (Tianjin) liman kenti Hai Irmağı kıyı­sında yer alır. Tiençin Çin’in en büyük üçün­cü kenti ve Sarı Irmak ovasının en önemli li­manıdır. Güney Çin’deki en önemli liman ise Sikyang Irmağı deltasında bulunan Guangzhou’dur (Kanton). Çin’in öteki büyük kentleri, yönetim bölge­lerinin başkentleri ya da sanayi ve ticaret mer­kezleri olarak önem kazanmışlardır. Kuzey­doğuda Harbin ve Shenyang (Şenyang), Sich-uan (Seçvan) eyaletindeki Chengdu (Çengtu) ile Kunming bunlar arasındadır. Çin halkının çoğunluğu tarım yapılan kü­çük kasabalarda ya da köylerde yaşar. Birkaç kilometre arayla kurulmuş olan köyler birbir­lerine patikalarla bağlanmıştır. Köyler genel­likle çiftçilerin ürünlerini sattıkları pazarların yer aldığı kasabaların çevresindedir.zemeler kullanılır. Çiftlik evleri, genellikle, kerpiçten yapılır, çatıları ise otla ya da kire­mitlerle örtülür. En güney bölgesinde birçok ev hasır ve bambulardan yapılırken, kuzeyde­ki kimi çiftçiler ise mağara evlerde yaşarlar. Kengerde, halk betondan çok katlı Koklarda­ki küçük dairelerde yaşar. Konut sıkıntısı, çok kalabalık olan Çin’in başlıca sorunların­dandır. Göl, ırmak ve limanlardaki koylarda binlerce dibi düz kayık ve deniz evi, hasır ya da çadır bezinden çatılarıyla, birçok Çinli için barınak işlevi görür. Kuzey Çin’de kışın ısınmak her zaman yük bir sorundur. Köy evlerinde üzerlerine tak serilen tuğladan örülü kerevetler vardır Bunların altında ateş yakılarak ısınılır. Birçok yerde tezek ve saman yakıt olarak kullanır. Çin’in bütün kentlerinde kiremit örtün; köşeleri yukarıya doğru kıvrık, narin çatılan olan tapınak ve pagodalara rastlanır. Kentler de yayalarla bisikletliler sürekli bir akış içindedir. Ana caddelerde otobüs, kamyon ve ajr kalarında yük çeken bisikletler görülür.

Dil ve Din

Çin’de 50’den fazla dil konuşulur. En yaygıh dil Han lehçesidir. Ne var ki, bir Hanlı’nıı konuştuğu lehçe bir başka bölgede anlaşılamayabilir. Çinliler bölgeler arasındakileri farklarını gidererek iletişimi kolaylaştırma amacıyla Mandarin dilini “ortak dil” olara): kullanmaya başlamışlardır. Mandarin dili Pö kin yöresinde konuşulan Han lehçesidij Mandarin Çincesi aynı zamanda yazı dilidir.

Aile Yaşamı

Konfüçyüs’ün öğretilerine uygun olarak Çin’ de geniş aile biçiminde yaşama geleneği vardı. Eskiden büyük dedelerden en küçük torunla­ra kadar bütün aile bir çatı altında yaşar ve geçimlerini birlikte sağlarlardı. Ailenin baş­kanı ve kesin yöneticisi ailedeki en yaşlı er­kek olurdu (bak. AİLE).

Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra geniş aile yerini çekirdek aileye bırakmaya başladı. Genç çiftlerin çoğu artık evliliklerinin ailelerin-ce düzenlenmesini istemiyordu. Boşanma ve yeniden evlenme olağan kabul edilmeye baş­landı; kadınlar yasa önünde erkeklerle eşit sa­yıldı.

Yemek, Çin toplumu için yaşamın en bü­yük zevklerinden biridir. Bıçak ve çatal icat edilmeden önce yüzyıllar boyunca Çinliler yemeklerini çubuklarla yediler. Pekin ördeği, iştah açıcı kokulu otlarla pişirilen domuz eti, kuş yuvası ve köpekbalığı yüzgeci çorbaları ünlü Çin yemeklerindendir. Ama Çinliler’in çoğu pirinç ve sebzeli Çin makarnası ile karnı­nı doyurur. Yemeklerin çoğu uzun saplı, üstü açık ve yuvarlak tavalarda, odun ya da mangal kömürü ateşinde pişirilir.

Tarım ve Sanayi

Çinliler’in çoğunluğu çiftçilikle geçinir. Top­rakların ancak yüzde 15’i ekilebilir alanlardır. Ekim yapılabilecek alanları büyütmek için te­peler teraslandırılır. Güney Çin’de aynı tarla­dan yılda’ iki, kimi zaman da üç kez ürün alınır. Tarım Ürünleri. Çin’deki en önemli tarım ürünleri pirinç ve buğdaydır. Pirinç için sıcak bir iklim ve sulak tarlalar, bu nedenle de bol su gerekir. Güney Çin’de bunların her ikisi den” biçimindedir. Çinli çiftçiler yalınayak pirinç fidelerinin dikimini yaptıktan sonra, birkaç hafta süreyle tarlaları su altında bırakırlar. Pi­rinç tarlaları mandaların çektiği sabanlarla sü­rülür. İklimin ılık olduğu güneyde pirincin yanı sıra çay ekimi de yapılır. Dışarı satılan ürün­ler arasında pamuk, şekerkamışı, tatlı pata­tes, meyve ve sebzeden başka çay da önemli bir yer tutar. Güneydeki çiftçiler, düzlük alanları pirince ayırmak için, öbür ürünleri dağ yamaçlarindaki teraslarda yetiştirirler. Güney Çin’in özelliklerinden biri de dutluk­lardır. Dut ağaçlarının yapraklan ile ipekbö-ceği beslenir. İpekçilik geleneksel Çin sanayi­lerinin en önemlilerindendir.. Kuzeyde başlıca ürün buğdaydır. Darı, mı­sır, soyafasulyesi; meyve ve sebze Kuzey Çin’ in tarım ürünlerindendir. Bazı yerlerde pa­muk ve yerfıstığı da yetiştirilir: Çiftlik hayvanları. Sığırların beslenebilmesi için gerekli topraklar tarım için kullanıldığın­dan, Çinliler çok sığır beslemezler. Çiftçilikte en çok,  otlaklar hayvan besiciliği­ne slverişlidir. Hemen hemen Çin’deki tüm koyun, sığır ve atlar bu bölgelerde yetiştirilir. Çifl çilerin çoğu tavuk, ördek ve domuz bes­lerler. Kuraklık ve Seller. Çinli çiftçiler hızla artan nüf ısu besleyebilmek için bitmeyen bir savaş vermek zorundadırlar. Yağmurun azı kuraklı­ğa, fazlası ise su taşkınlarına neden olur ve her ikisi de sonunda büyük kıtlıkların yaşan­masına yol açar. Sarı Irmak sık sık taşarak Çin’de görülen en kötü su baskınlarını yara­tır. 4.800 km uzunluğunda olan bu ırmak ol­dukça sığdır ve denize bol bol tortu ve çamur taşır. Suyun akış hızı yavaş olduğu için taşıdığı tortuların çoğu ırmağın dibinde birikir; böyle­ce fmak yatağı sürekli yükselir. Taşmasın! önkmek için Çinliler ırmak kıyılarına setler yapmışlardır. Ne var ki, suyun gücüyle setler zan ian zaman yıkılır ve taşan sular çevreye yayılır. Bu gibi durumlarda milyonlarca köylü top’raklanni bırakarak yüzlerce kilometre uzağa kaçmak zorunda kalır. Bu nedenle Sarı Inr ak “Çin’in Kederi” olarak bilinir.  “Üç Acı Yıl”da çok sayıda insan açlıktan öldü. Çin’de sık sık depremler de gö­rülür. 1976’da Tangshan (Tangşan) kentini yı­kan depremde en az 650 bin kişinin öldüğü sanılmaktadır. Sanayi. Çin yönetimi sanayinin gelişmesi ıi, ülkenin yoksulluktan kurtulmasını sağlayacak en önemli araçlardan biri olarak görmektedir. Ülkede sanayi 1949’dan bu yana büyük îir gelişme göstermiştir. Ne var ki, batı ile kaı şılaştırıldığında görece geridir. Bazı madenler bakımından zengin o! an Çin’de her maden yeterince bulunmaz. Ku­zeyde geniş kömür yatakları ve çeşitli böl ye­lerde demir cevheri vardır. Kuzeydoğuda ve ayrıca Wuhan ile Baotou’da büyük demir ve çelik kuruluşları hızla gelişmektedir. Siıki­ang’da ve Qinghai bölgesinde petrol bulun­muştur. Çin’deki her liman kenti aynı zamanda pa­muk eğirme ve dokuma, ipekli giyim ve besin işleme gibi hafif sanayilerin merkezidir. Evler­de hasır şapkalar, özenle cilalanmış ağaç eşya, işlemeler ve yelpazeler yapılır. Tarım ve dokuma ürünleri ile tungsten gibi, çeliğin sertleştirilmesi için alaşıma katılan me­taller Çin’in başka ülkelere sattığı ürünler arasındadır. Makineler, bazı hammaddeler ve gübre ise dışandan satın alınır. El Sanatları. Çin çanak çömlek, yeşim, al­tın, gümüş, mine işi, dokuma ve lake gibi el sanatı ürünleriyle tanınmıştır. Çin çamuru olarak bilinen kaolini kullanarak seramikten çok daha ince çanak çömlek üretimi iö yüzyılda, yani Avrupa ülkelerinden yaklaşık 2.000 yıl önce Çin’de gerçekleştirilmiş ve adı­na Çin porseleni denmiştir. Çin’in yüzyıllardır sürdürdüğü eski el sanatlarından biri de ipek dokumacılığıdır. Ulaşım. Gelişme göstermekle birlikte, daha çok ırmaklar ile karayollarına dayanan ulaşım yeterli değildir. Demiryoluyla kuzeybatı ve güneybatı Çin’e ulaşmak için çalışmalar sür­mektedir. Birçok tren hâlâ buharlı lokomotif­le çalışır. SSCB’yi boydan boya geçen TransSibirya Demiryolu’nun bir kolu İrkutsk’tan aşağıya yönelerek Moğolistan üzerinden Pekin’e kadar uzanır (bak. TRANS-SİBİRYA DE­MİRYOLU). Çin’in kendi ulusal havayolu var­dır. Uluslararası havalimanı Pekin’dedir. Köy­lüler mallarını taşımak için deve, at arabası, yük hayvanı kullanırlar. Çin’de kıyı taşımacılığı önemlidir. Sarı De­niz kıyılarında ve çoğu liman kentinde yapılan ticaret hemen hemen tümüyle bu tür taşımacı­lığa dayalıdır. 1930’larda Japonya ile savaş sırasında Çinli­ler karayolu yapımına önem vermişlerdi. Bunların en ünlüsü güneybatıya doğru, Çin’ deki Kunming’den Birmanya’daki Lazio ken­tine uzanan Birmanya Yolu’dur (bak. BİR­MANYA). Yönetim Çin sınırlarının ötesine, güneydoğuda Vietnam ile Laos’a kadar uza­nan karayolu ve demiryolu yapımına büyük önem vermiştir.

Tarih

Çin uygarlığı, dünyada kesintisiz olarak süren en eski uygarlıklardan biridir. Yaklaşık 5.000 yıldır süren uzun tarihinin önemli bir özelliği de öbür ülkelerden yalıtılmış coğrafi konumu­dur. Çin dört bir yanından, dış dünya ile ilişkisini sınırlayan doğal engellerle ya da ço­rak topraklarla çevrilidir. Bunun bir sonucu olarak Çinliler tarih boyunca ülkelerini, Çin­ce’de dünya kültürünün merkezi ya da “Orta Krallık” anlamına gelen, Zhongguo olarak kabul ettiler. Yaklaşık 2.000 yıl önce Çin dünyanın en ileri ülkelerinden biriydi. Çin uy­garlığının beşiği San Irmak ile Wei Irmağının birleşme noktasıydı. Çin’in İÖ 2953’te başlayan destanlaşmış bir tarihi vardır. O zamandan bu yana, o döne­min büyük hükümdarlarının adları ile onların başarılarına ilişkin öyküler kuşaktan kuşağa geçmiştir. Örneğin, bir takvim yaptığı ve yazı­yı icat ettiği söylenen Fu Xi, ağaçtan saban yap an Shen Nong, halka ipekböceği besleme­yide dut ağacı yetiştirmeyi öğreten San İmpa­rator Huang Di bunlar arasındadır. Yine San Irmak’ın taşarak tarlalan sular altında bırak­masını önleme yöntemlerini halka öğreten Büyük Yu da bu efsane dönemdendir.” ”

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Ağır Kış Koşullarında Hayvanların Başvurduğu Savunma ” Kış Uykusu “

İlk Evcilleştirilen Hayvan ” Keçi “