in , , ,

Paha Biçilemeyen Tablonun Yaratıcısı ”Leonardo Da Vinci”

LEONARDO DA VİNCİ (1452-1519)

Röne­sans sanatını doruğuna ulaştırmış, yalnız sanat yapıtlarıyla değil çok çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dün­yanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından biridir. 1482’de Milano Dükü Ludovico Sforza’ya, sarayında görev almak istediğini bildi­ren bir mektup yazdı. Düke kendisini savaş araçları, silahlar ve köprüler yapan bir mucit, savunma, topçuluk ve kuşatma konusunda uzmanlaşmış, yetenekli bir mühendis olarak tanıtan Leonardo da Vinci mektubunun sonu­na şu sözleri ekledi. “Mermer, tunç ya da pişmiş topraktan heykeller yapabilen usta bir heykelci ve en az ötekiler kadar yetenekli bir ressam olduğumu bilmenizi isterim”. Leornardo’nun henüz 30 yaşındayken yazdığı bu mektup sanatçının ilgi alanının genişliği ve dehasının boyutları konusunda önemli ipuçla­rı vermektedir.

Sanatçının resim alanındaki dehasını ortaya koyan en ünlü yapıtları Mona Lisa (1503-07) ve Son Akşam Yemeğidir (1495-97). Ressam­lığın yanı sıra aynı zamanda usta bir heykelci, mimar, şair ve besteci olan Leonardo da Vinci, sanatın bilimsel gözlemlere dayanması gerektiğini savunurdu. Mekanik, matematik, anatomi, botanik, optik, fizik, jeoloji, mü­hendislik ve zooloji konularıyla ilgilendi; in­san vücudu üzerine son derece ayrıntılı incele­meler yaptı. Resim ve heykelleriyle olduğu kadar yaşadığı dönemin yüzlerce yıl ilerisinde olan düşünceleri ve şaşırtıcı buluşlarıyla da ün kazandı. Yazıyı sol eliyle ve sağdan sola doğru aynadan okunabilecek gibi tersinden yazardı. Bilimsel yazılarını ve çeşitli çizimleri­ni içeren not defterlerinin büyük bir bölümü günümüze ulaşabilmiştir. Bu not defterlerinin en ünlüleri iki ciltten oluşan Codex Madrid ile 1.068 sayfa ve 12 ciltten oluşan Codex Atlanticus’tur. Daha o dönemde insanın da kuşlar gibi uçabileceğini düşünen Leonardo havacılıkla ilgili yoğun araştırmalar yaptı. Son dere­ce ilginç kanat, uçak ve helikopter modelleri geliştirdi.

Leonardo, İtalya’da Floransa yakınlarında Vinci kasabasında doğdu. Çocukluğunda müzik ve resmin yanı sıra araç yapımı gibi teknik ve mekanik konulara ilgi duydu. Sanata eğilimi daha erken yaşlarda ortaya çıktığın­dan babası oğlunun çizimlerini dönemin ünlü heykelci ve ressamlarından Andrea del Verrocchio’ya gösterdi. Leonardo’nun yeteneğini ilk bakışta anlayan Verrocchio, yanında çalış­tırmak üzere onu Floransa’daki atölyesine aldı. Leonardo orada yaklaşık beş yıl çalıştı ve çok yönlü bir eğitim gördü. O yıllarda! az sayıda yağlı boya resmin yanı sıra kurşun ka­lem ve mürekkeple birçok çizim yaptı. Çizim­lerinde öne çıkan keskin gözlem gücü ve gerçek varlıkların görünüşlerini, hareketleri­ni, ışık ve gölgeleriyle birlikte kâğıda tam olarak aktarabilme yeteneğiyle Verrocchio’nun hayranlığını kazandı. Çizimleri arasında silahlar, mekanik araçlar, az rastlanan türden hayvan ve bitkiler, ilginç insan figürleri vardı. Resim ve çizimin yanı sıra bilimsel çalışmala­rını da sürdüren Leonardo, doğadaki varlıkla­rın nasıl oluştuğunu, hareketlerini, insan vücu­dunun yapısını, bitkilerin büyümesini, ışığın ve suyun hareketini, kuşların nasıl uçtuğunu inceledi. Leonardo olgunluk döneminin başlangıcı sayılan ve iki çeşitleme olarak yaptığı Kaya­lıkların Madonnası adlı yapıtına yaklaşık 1478’de başladı. Bu yapıtlardan ilki bugün Paris’te Louvre Müzesi’nde, ikincisi ise Lon­dra’da Ulusal Galeri’dedir. Yapıtın en çarpıcı özelliği resmedilen olayın buğulu ve doğaüstü bir hava içinde sunulmuş olmasıdır. Kayaların gerçek dışı bir görünüm yaratan ilginç dokusu, figürlerin dış çizgileriyle fon arasındaki yumu­şak renk geçişleri farklı yoğunluktaki ışıklar, figürler arasındaki kusursuz uyum ve bütün­lük Leonardo’nun özgün üslubunu belirleyen temel özelliklerdir.

1482’de Milano Dükü Ludovico Sforza tarafından, babası Francesco Sforza’nın at üstünde bir heykelini yapmak üzere Milano’ya çağrıldı. Dükün sarayında 1499’a kadar mühendis, ressam, heykelci, mimar ve asker­lik konularında danışman olarak çalıştı. Yeni savunma araçları geliştirdi, büyük bir sulama sisteminin ve Milano Katedrali’nin kubbe tasarımıyla uğraştı. Mühendislik ve mimarlık işlerinin yanı sıra saray eğlencelerinde tasa­rımcı olarak çalışan sanatçı, bir yandan da Francesco Sforza’nın at üstündeki heykeli üzerinde çalıştı. Dükün isteği üzerine heyke­lin boyutlarını büyüterek, kilden dev bir model hazırladı. Model 1493’te halka gösteril­di. Tunçtan dökülmesi tasarlanan ve yüksekli­ği yaklaşık 7 metreyi bulan heykel, o güne kadar yapılmış olanların en büyüğüydü. Ne var ki, heykelin dökümüne başlanmadan önce savaş çıktı ve heykel için ayrılan tunç, top yapımında kullanıldı. Model ise savaş sırasın­da parçalandı. Leonardo’nun heykele ilişkin en çarpıcı çizimleri Madrid’de bulunan not defterlerindedir. Leonardo’nun o dönemde yaptığı bilimsel çalışmalar ilk kez 1551’de, Paris’te basıldı.

1494’te Milano’daki Santa Maria delle Grazie Manastın’nda Rönesans resminin en etki­leyici örneklerinden biri olan Son Akşam Yemeği üzerinde çalışmaya başladı. Duvara özel bir astar çekerek, yağlı boya ve tempera karışımı boyalarla yaptığı bu resim, boyanın yeterince tutmaması yüzünden bir süre sonra çatlayıp, bozulmaya başladı. Hz. İsa’yı havarileriyle birlikte gösteren bu eşsiz resmin, daha sonraki yıllarda birçok kez onarılarak bozulup yok olması önlendi.

Leonardo 1502’de Dük Cesare Borgia’nın başmühendisi ve mimarı olarak Floransa’ya geri döndü. 1503’te Vecchio Sarayı’nda Anghiari Savaşı adlı freskin yapımına başladı. Ne var ki, taslağını iki yıl içinde hazırladığı bu yapıtı hiçbir zaman tamamlayamadı. Aynı yıllarda Osmanlı Padişahı II. Bayezid’e Haliç için yaklaşık 350 metre uzunluğunda bir köprü taslağı hazırlayıp yolladı.Bu dönemde dünyanın en ünlü tabloların­dan biri olan Mona Lisa’yı yaptı. O dönem­den kalma notlardan anlaşıldığına göre res­min modeli Floransalı Francesco di Bartolommeo del  Giocondo’nun  karışıdır. Resmin Öbür adı La Gioconda bu kişiden gelir. Bu portrenin en önemli özelliği modelin yüzün­deki gizemli gülümsemedir. Sanatçının mode­lin yüzündeki bu gülümseme silinmesin diye çalışırken sürekli müzik çaldırdığı söylenir. Mona Lisa bugün Paris’te, Louvre Müzesi’ndedir.

1507-13 arasında İtalya’nın çeşitli kentlerini dolaşan Leonardo 1517’de Fransa Kralı I. François’nın çağrısı üzerine Amboise’a gitti. Orada “kralın başressamı, mimarı ve mekanikçisi” sanını aldı. Yaşamının son yıllarına kadar Cloux’da, kralın kendisine verdiği şato­da yaşadı. Yaşam boyu sürdürdüğü çalışmala­rını ve yazılarını derleyip düzenlemek istediy­se de bunu gerçekleştiremeden öldü.

Leonardo’nun taslak çizimlerini ve düşün­celerini içeren yaklaşık 5.000 sayfalık not defterlerinin bir bölümü bugün İngiltere’de, Windsor Şatosu’ndaki Kraliyet Kütüphanesi’nde, Londra’daki Victoria ve Albert Müzesi’nde, British Museum’da, bir bölümü de Madrid’de Ulusal Kütüphane’de, Floransa’da Uffizi Galerisi’nde ve Milano’daki Ambrosiana Kütüphanesi’ndedir.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ege Adalarının Muhteşem Güzellikleri

Kürek Sporu Nedir? Nasıl Oynanır?