in

Kore Cumhuriyeti

Asya’nın doğusundaki Kore Yarımadası’nın güney yarısını kaplar. Geçmişte, Kore Yarımadası Cosan adında tekbir ülkeydi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, 1945’te 38. Paralelden kuzey ve güney olmak üzere iki ye ayrıldı. 1948’de de kuzey ve güneyde iki ayrı devlet kuruldu. Daha sonra çıkan Kore Savaşı sonuçsuz kalınca, yarımadanın ikiye bölünmüşlüğü sürdü.

Kore Cumhuriyeti Kore Yarımadası’nın büyük bölümünü kaplar. Kuzeyden güneye 965 km uzanır; doğu-batı yönünde genişliği 215 kilometredir. Doğusunda Japon Denizi, batısında Sarı Deniz yer alır. Ülkenin batı ve güney kıyıları boyunca çok sayıda küçük ada bulunur. Ülke Japonya’dan Kore Boğazı ile ayrılır.

DOĞAL YAPI
Yaklaşık yüzde seksen beşi dağlık olan Kore Cumhuriyeti topraklarının ancak beşte biri tarıma elverişlidir. Bu topraklar, çoğunlukla kıyı boylarında ve ırmak vadilerindedir. Yazlar sıcak ve yağışlı, kışlar ise en güney kesimler dışında soğuk geçer. Genellikle kasım ayına kadar süren sonbahar mevsimi uzun, ılık ve yumuşaktır. En çok bulunan ağaçlar arasında çam, meşe ve köknar sayılabilir. Kaplan, pars, ayı, kurt ve yaban domuzu başlıca yabanıl hayvanlardır. Ama sanayinin gelişmesiyle yaşam alanları daralan ve sayıları azalan bu hayvanlar artık yalnızca ıssız ve uzak bölgelerde bulunur.

KÜLTÜR
Çinliler ve Japonlar gibi Koreliler de Mool ırklarındandır. Kore dili Japonca’ya benzer; ama Kore kültürünü asıl güçlü bir biçimde etkileyen ülke Çin olmuştur. Geleneksel Kore edebiyatını oluşturan yapıtların büyük bir bölümü Çince’dir. Hangul ve Anmun adlarıyla bilinen yerel Kore alfabesi yanında birçok Çince harf de hala kullanılmaktadır. 15. Yüzyılda büyük Kore Hükümdarı Secong’un isteği üzerine toplanan bir bilim kurulunun hazırladığı Hangul alfabesi Güney Kore’de giderek Çin harflerini kullanım dışı bırakmaktadır.
Nüfusun yarıya yakını Budacı ve Konfüçyüsçüdür. İkinci büyük din Hıristiyanlık’dır.

EKONOMİ
Çiftçilerin çoğunun kendi toprakları vardır. Bir kişinin sahip olabileceği toprak miktarı yasayla sınırlandırılmıştır. Ülkede en çok halkın temel besini olan pirinç yetiştirilir. Sonbaharda yapılan pirinç haşatından sonra tarlaların çoğuna arpa ekilir. Buğday ve pamuk tarımı da yapılır. Ayrıca iplik ve dokuma sanayisinde kullanılmak üzere ipek böceği yetiştirilir. Açık deniz balıkçılığında dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır.

Ülkede dokuma, giyim, elektronik eşya, demir, çelik ürünleriyle makine sanayileri vardır. Gemi yapımcılığı sanayisi çok gelişkindir. Yeraltı zenginlikleri sınırlıdır; belirli miktarda demir cevheri, kurşun ve gümüş çıkartılır. Çoğu metaller ve petrol dışarıdan satın alınır.

Önemli kentler kara ve demir yollarıyla birbirine bağlanır. 10 milyona yaklaşan nüfusuyla aynı zamanda ülkenin en büyük kenti olan başkent Seul, çevresindeki tarihi surların dışına taşmıştır. Seul’ün limanı olan İnçon kent merkezinden 48 km kadar batıda, Sarı Deniz kıyısındadır. Ülkenin en büyük ve önemli limanı yarım adanın güneydoğusunda yer alan Pusan’dır.

TARİH
Kore Yarımadası yüzyıllar boyunca Çin’in kuzeyini ve Mançurya’yı denetimi altında tutmaya çalışan güçlerin saldırılarına uğradı. Bunlar Çinliler, Moğullar ve yakın geçmişte de Japonlar’dı. Yarımadada egemenlikleri en uzun süren Çinliler oldu. Çinliler Kore’nin yönetimine genellikle çok fazla karışmadıkları halde dilleri, dinleri ve gelenekleri Kore’de kökleşti ve Koreliler’i çok etkiledi. 17. Yüzyılda Mançu hanedanının iktidara gelişiyle birlikte Çin, Kore’nin içişlerine daha az karışmaya başladı.

19. yüzyıl sonlarında Kore’nin batı ülkeleriyle ilişkileri gelişti. Japonya’nın 1894’te Çinle, 1905’te de Rusya’yla girdiği savaşları kazanması, Koreyi egemenliği altına almasına yol açtı. Kore 1910’da Japon İmparatorluğu’nun bir parçası oldu.

Japonlar, Kore yarımadasın’ da demiryolları, limanlar, karayolları ve fabrikalar yaptı. Bütün bunların yapılmasında başlıca amaç, Kore’yi Japonya için bir hammadde kaynağı ve Çine saldırabilmek için kullanacak bir üs durumuna getirmekti. Bir yandan da Koreliler’ e Japon adları almak için baskı yapılıyor, okullarında kendi dillerini öğretmelerine izin verilmiyordu.

Koreliler 1919’da ülke çapında barışçı protesto gösterileriyle Japonya’ya karşı direnişe geçti. Japon yönetimi bu gösterileri şiddetle bastırdı. Binlerce insan yaralanıp öldürüldü, birçoğu hapse atıldı.

Japonya, II. Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1945’te, Kore’de içlerinde olmak üzere, bütün denizaşırı sömürgelerini yitirdi. Kore’ye giren SSCB ve ABD birlikleri buradaki Japon egemenliğine son verdi ve ülkeyi 38. Kuzey paralelinden geçen bir hatla ikiye ayırdılar. Yapın plana göre, Japon birlikleri ülkeden ayrıldıktan sonra ABD ile SSCB bağımsız bir Kore devletinin kurulmasına çalışacaklardı. Ama uzlaşma bir türlü geçekleşemedi 1948’de ABD, sorunu Birleşmiş Milletler’ e götürdü. Birleşmiş Milletler geçici komisyonunun gözetiminde, yalnızca Güney Kore’ de seçim yapıldı.15 Ağustos 1948’de de 38. Paralelin güneyinde kalan bölgede Kore Cumhuriyeti kuruldu. 9 Eylül günü ise kuzeyde Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu açıklandı.

Kore Savaşı
Soğuk Savaş’ın yaşandığı 1950’lerde ABD, Güney Korey’e geniş çaplı askeri ve ekonomik yardım yapmaya başladı. Güney Kore’nin ordusunu güçlendirdi. Bu gelişmelerden tedirgin olan Kuzey Kore 23 Haziran 1950’de ordusuyla sınırı geçerek Güney Kore topraklarına girdi. Bu olay üzerine önce ABD ve kısa bir süre sonra da başta Türkiye olmak üzere, Birleşmiş Milletler üyesi çeşitli ülkelerden gelen birlikler Güney Kore saflarında savaşa girdiler. Birleşmiş Milletler, Kuzey Kore’yi savaşı başlatmakla suçladı. Kuzey Kore ordusuna daha sonra Çin birlikleri katıldı.

3 yıl süren savaştan geriye, 2 milyonu sivil 5 milyondan fazla ölü ve yerle bir edilmiş bir ülke kaldı. Sonunda, 23 Temmuz 1953’te imzalanan antlaşmayla ateşkes sağlandı. Ateşkes hala yürürlükte olmakla birlikte, barış antlaşması imzalanmadığı için iki taraf da resmen savaş halinde sayılmaktadır.

İki ülkenin bir birine güven duymayışı nedeniyle ilişkilerde herhangi bir gelişme sağlanamadı. Kuzey ve Güney Kore’nin birleştirilmesi için çeşitli görüşmeler yapıldıysa da sonuç alınamadı.

ABD Kore Savaşın’dan sonra da Kore Cumhuriyeti’ne askeri ve ekonomik yardımı sürdürdü. Kendi çıkarına değiştirdi anayasan aldığı yetkiyle Güney Kore’de despotik bir yönetim kuran Başkan Syngman Rhee, 1960’da muhalefetin yaygınlaştırılması üzerine ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Askerlerin yönetime el koymasından sonra 1962 de gene güçlü bir cumhurbaşkanlığı ve tek meclisi ön gören yeni bir anayasa yürürlüğe girdi. Yönetim karşıtlarının ve öğrencilerin hoşnutsuzluğu yaygın gösterilere yol açtı. Ordunun desteği ile 1972’de yeni bir yönetim işbaşına geldi. 1987 yazında başlayan büyük kitle gösterileri, 1981’ de 7 yıl için seçilmiş olan Çun Du Huan’ı, görece demokratik bir anayasayı kabul etmek zorunda bıraktı.” ”

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti

Aristo ya da Aristoteles