in , ,

Gölden çıkan Peri Kraliçeleri

ARTHUR.

Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri bir dizi orta çağ öyküsünün kahra­manlarıdır. Bu öykülerin oldukça ünlü olma­sına karşın, Kral Arthur‘un gerçekte kim olduğu bilinmez. Günümüzde tarih yazarları­nın çoğu, Arthur‘un İS 500’lerde İngiltere’de­ki kabilelerden birinin başkanı olduğu görü­şündedir. Kral Arthur‘un Sakson istilacılara karşı çok büyük bir orduyu yönettiği sanıl­maktadır. 8. yüzyılda yaşayan ilk Galli tarih­çilerden Nennius, Arthur‘dan söz eden ilk yazardır.
Arthur‘un savaştığı Saksonlar, çoğunlukla İskandinav ülkelerinden ve Almanya‘dan gel­diler. Birbirini izleyen Sakson grupları, Ku­zey Denizi’ni geçip, İngiltere’ye giderek Britonlar‘a saldırdılar ve bu topraklarda yerleşti­ler. Saksonlar’dan kaçan Briton ve Kelt grupla­rının bir bölümü İngiltere’nin batı ve güneyba­tısındaki, bugün Galler ve Cormvall olarak bili­nen bölgeye, ötekilerse Manş Denizi‘ni geçe­rek Fransa’nın Bretanya bölgesine yerleştiler.
Galler, Cornwall ve Bretanya’da Arthur hayranlıkla anıldığı için onunla ilgili öyküler kuşaktan kuşağa geçti. Her öykü, bir önce­kinden daha olağanüstüydü. Sonunda, Arthur gelmiş geçmiş en büyük kahraman duru­muna geldi; birçok yiğit şövalyenin karşısında saygıyla eğildiği büyük ve iyi bir kral olarak tarihe geçti.
Arthur‘un şatosu Camelot‘un nerede oldu­ğu hâlâ bir gizemdir. İngiltere’de Camelot‘un bulunduğu yer olduğu ileri sürülen altı değişik yöre vardır.
Günümüzde Arthur‘un kim olduğu ya da nerede yaşadığından çok İngiltere, Fransa ve hatta Almanya’daki köklü Kral Arthur öykü­leri geleneği önem taşır.
Nennius’un Arthur’dan ilk kez söz etmesin­den sonraki 400 yıl boyunca Arthur hakkında başka bir şey yazılmadı. 12. yüzyılda Kral Arthur‘la ilgili öyküler yaygınlaştı. İlk öykü­ler Latince yazılmıştı. Ama hemen sonra, İngiliz ve Fransız şairler, şiirlerinde Arthur‘la ilgili öykülerden yararlandılar.
15. yüzyılda İngiliz yazar Thomas Malory, Arthur öykülerinin büyük his bölümünü Ar­thur’un Ölümü (Morte d’Arthur; 1485) adlı kitabında topladı. 1948’de Türkçe’si de ya­yımlanan bu kitap, başlığının Fransızca olma­sına karşın, İngilizce olarak kaleme alınmıştı ve 1485’te matbaada basılmış ilk İngilizce ki­taplardan biriydi.

19. yüzyılda birçok insan ortaçağa ilgi duymaya başladı. Bir grup ünlü İngiliz şairi kendilerine göre yeniden yazdıkları Arthur öykülerinde Malory‘nin kitabından esinlendi­ler. Bunların içinde belki de en çok tanınanı, Lord Alfred Tennyson‘un The Idylls of the King (1859; “Kral Manzumeleri“) adlı yapıtı­dır. Alman besteci Richard Wagner de Ar­thur efsanelerinin kahramanlarını konu alan operalar yazdı. Parsifal, Tristram ve holde ile Lohengrin bunlar arasındadır. Kral Ar­thur‘la ilgili çok sayıda çocuk kitabı da yazıl­mıştır.

Kral Arthur’un Öyküsü


Efsaneye göre Arthur henüz çocuk yaştayken Britonlar’ın kralı oldu. Babası Kral Uther Pendragon öldüğünde, şövalyeler kiliseye gi­derek, yeni bir kral bulmalarına yardımcı olması için Tanrı’ya yalvardılar. Kiliseden çıktıklarında kilise bahçesinde kocaman bir kaya gördüler. Kayanın üzerinde bir örs vardı, örse bir kılıç saplanmıştı. Üzerinde altın harflerle kılıcı kim çekebilirse, onun kral olacağı yazılıydı. Bütün şövalyeler denedi, ama hiçbiri kılıcı yerinden kıpırdatamadı.
Aylar sonra, şövalyeler arasında düzenle­nen bir yarışmada şövalyelerden biri, Sir Kay, kılıcını getirmeyi unutmuştu. Yardımcısı Arthur‘u kılıcı almaya gönderdi. Arthur kılıcı bulamayınca, onun yerine örse saplı olan kılıcı çekip Sir Kay‘a getirdi. Şövalyeler önce, henüz çocuk olan birinin kral olmasını isteme­diler. Ama Arthur kılıcı çektiği için kral oldu.
Arthur daha sonra, İrlandalılar’ı yenmesi için yardım ettiği Carmalide kralının kızı İnevere‘yle evlendi, Arthur‘un öğretmeni ve danışmanı, Büyücü Merlin‘in yaptığı yuvarlak masada her 9 şovalyenin yeri vardı. Masa yuvarlak olduğu için hepsi eşit konumdaydı. En ünlü şövalye­ler Sir Lancelot, Sir Gawain, Sir Tristram, Sir Galahad ve Sir Perceval idi. Şövalyeler Camelot‘tan çıkıp birçok serüvene at koşturdu­lar; kötü şövalyeleri öldürüp, birçok güzel prensesi kurtardılar. Sir Lancelot şövalyelerin en güçlüsüydü.

Kral Arthur‘u kendisine başkaldıran yeğeni Sir Mordred öldürdü. Savaşta yenilen Mordred ölürken Arthur‘u başından kılıçla yara­ladı. Arthur kendisinin de ölmek üzere oldu­ğunu biliyordu. Sihirli kılıcını göle atması için Sir Bedivere‘e verdi. Gölün kraliçesinin Arthur‘a vermiş olduğu bu kılıç Arthur ölünce geri verilecekti. Sir Bedivere bu güzel kılıcı atmak istemedi, sakladı. Ama Arthur Sir Bedivere‘i tekrar tekrar göle gönderdi. Üçün­cüsünde Sir Bedivere kılıcı göle attı. Sudan bir el çıkıp, kılıcı yakaladı ve havada üç kez salladı. Sonra kılıç suda kayboldu. Bundan sonra siyah başlıklar giymiş üç peri kraliçesi Arthur‘u almak için kayıkla geldi. Arthur‘u, bir gün geri döneceğine inanılan sihirli Avalon Adası‘na götürdüler.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 puanlar
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Çölde şu fışkırıyor!

Dikkat etmezseniz başınıza gelebilir!