in , , ,

Fildişi Oymacılığı ve Mamuttan Kitaplar

FİLDİŞİ VE FİLDİŞİ OYMACILIĞI

Fildişi denen beyaz, parlak ve sert madde fil, mors, timsah, su aygırı ve balina türlerinden kaşalot ile denizgergedanı gibi hayvanların dişlerin­den elde edilir. Fildişi dayanıklı ve işlemesi kolay olduğundan çok eski çağlardan bu yana oymacılıkta ve her türlü süslemede kullanıl­mıştır.

Hindistan, Çin ve Japonya’da oyma ustala­rının büyük bir sabırla yüzyıllardan beri yap­tıkları son derece özenli fildişi eşyaların insan elinden çıktığına inanmak güçtür. Bu tür eşyalar arasında Hindistan’da yapılmış sat­ranç taşları, Çin’den gelen minyatür pagoda­lar, iç içe geçen birçok toptan oluşan “bilmece toplar” ve Japonya’da, geleneksel giysilerde kemere takılan cüzdan ya da tütün kesesi gibi nesneleri dengede tutacak bir karşı ağırlık olarak kullanılan netsuke’ler sayılabilir. Netsukeler genellikle eski efsanelerde adı geçen tanrı ve kahramanların minimini heykelcikle­ridir. Fildişi ustalarının bunların küçük par­mak tırnağı büyüklüğündeki yüzlerine verme­yi başardıkları anlamlı ifadeler şaşırtıcıdır. Netsukeler çoğunlukla mors ya da deniz ger­gedanı dişinden oyulur.

Çinliler, fil dişinden çiçek ve kuş oymalarıyla süslü yelpazeler de yapıyorlardı. Kanton kentindeki atölyelerde fil dişinden oyma çatı­sı, duvarları, çevresinde insan heykelcikleri ve ağaçlarıyla sarayların bibloları yapılıyordu.

Doğulu sanatçılar bu gibi ufak ve ayrıntılı oymaların yanı sıra daha yalın tanrı ve hayvan heykelleri de yapıyor ve fil dişini divan, masa ve sandalyeleri süslemede kullanıyorlardı.

Mamutlardan Kitap Kapaklarına

Fil dişini oyan ilk sanatçılar büyük bir olasılık­la mamut dişlerine resimler kazıyan Taş Devri insanlarıydı. Mamutlar file benzeyen ve dün­yanın birçok bölgesinde yaşamış dev hay­vanlardı. Fransa’da, üzerine rengeyiği resmi oyulmuş bir mamut dişi bulunmuştur. Alas­ka’da da hâlâ mamut dişi fosillerine rastlan­maktadır.

Mamutların soyu yaklaşık 3 milyon yıl önce tükenince, mamut dişi yerine Hindistan ve Afrika’da yaşayan fillerin dişleri kullanılmaya başlandı. Eski Mısırlılar fil dişini değerli taş­larla birlikte süs eşyalarında kullandılar. Eski Ahit’te (Tevrat ve Zebur) sözü edilen Hz. Süleyman’ın fildişi tahtı altınla kaplıydı. Ya­kındoğu’nun eski halkları daha çok su aygırı dişleri kullanıyorlardı. Bunlar çok sertti ve dış mine tabakasını çıkarmak için önce asitte bekletilmesi gerekiyordu. Romalılar bundan takma diş yapıyorlardı.

Hz. İsa’nın doğumundan yüzyıllar önce Fenikeli tüccarlar Yunanistan’a fildişi satıyorlardı. Yunanlılar fil dişini hem oymacılıkta hem de özellikle damarlarını belirginleştiren saydam boyalar kullanıldığında iyi bir fon oluşturduğu için, resim yapmakta kullanıyorlardı. Yunanlı yazarlar, Zeus ve Athena tanrı ve tanrıçaların fildişi ve altından heykellerinden söz etmişlerse de, günümüze ulaşan Yunan fildişi oyması yoktur.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mahkeme

Ege Adalarının Muhteşem Güzellikleri