in , ,

Dünyanın Evrimi ” Buzul Çağı “

Dünyanın Evrimi ” Buzul Çağı “

Dünya’nın ikliminin bugün­künden çok daha soğuk olduğu ve engin bir buz örtüsünün karaların büyük bir bölümünü kapladığı döneme buzul çağı denir. Daha önceleri de buzul çağları ya­şanmış olmakla birlikte, en son ve en çok bilinen buzul çağı yaklaşık 2.500.000 yıl önce başlamış ve yaklaşık 10 bin yıl önce sona ermiştir. Buzul Çağı olarak adlandırılan bu son döneme girerken dünyanın iklimi günden güne soğumaya başladı. İskandinavya Dağla­rındaki buz örtüleri kalınlaştı ve güneye doğru yayıldı. En fazla yayıldığı dönemde, buz örtüleri Britanya Adalan’nm, Kuzey Al­manya ve SSCB’nin çok büyük bir bölümünü, bütün Kanada’yı ve ABD’nin kuzey bölümü­nü kapladı. Böyle bir buz örtüsü bugün ancak Grönland ve Antarktika’da görülebilir. Buzul Çağı’nın gelişimi, buz örtüsünün yaygınlaşması ve sonra geri çekilmesi biçimin­de yalın bir çizgi izlemedi. Buz örtüsünün yayılması ve geri çekilmesi yaklaşık 20 kez yinelendi ve her “buzul ilerleyişi” dönemini, iklimin bugünkünden daha sıcak olduğu bir dönem izledi. Buzulların ilerlediği dönemler­de de dünyada tropik ormanlar ve tropik çayırlar vardı, ama bunlar ekvator boyunca uzanan dar bir kuşağa sıkışmıştı. Deniz düzeyi Buzul Çağı boyunca değişik­lik gösterdi. Başlangıçta çok fazla suyun buza dönüşmesi nedeniyle her yerde alçalan deniz düzeyi daha sonra, buz örtüsünün gittikçe artan büyük ağırlığı kıtaları aşağı doğru bastı­rınca yeniden yükseldi. Çok yavaş olarak gerçekleşen bu durum buzların her eriyişinde tersine döndü. Buzların son kez erimesinden bu yana ancak 10 bin yıl geçtiği için kuzeydeki kıtalar yeniden yükselmelerini günümüzde de sürdürmektedirler.Buzul Çağı’nda, buzullar üzerinde hareket ettikleri kaya­ları aşındırdılar. Büyük kaya parçalarını sü­rükleyip yerlerinden çok uzaklara taşıdılar. İri kaya parçalarının yanı sıra taşıdıkları kum, çakıl ve kil gibi maddeleri vadi kenarlarında ve buzulun eridiği yerlerde biriktirerek buzul-taşlar oluşturdular.

 

Buzulların etkisiyle yüksek tepeler aşındı, doruklanndaki sivrilikler kayboldu. Buzulun yolunu kesen vadiler buzulun taşıdığı taş ve toprakla doldu. Buzulun aktığı yönde uzanan vadiler aşınarak daha da derinleştiler. Kana­da ve ABD’deki Büyük Göller buzlar çekilir­ken oluştu. Buzulların güney ucundan akan çok miktarda su önündeki yüksek kesimlerle buzulun ucu arasında birikip kaldı. (Nîagara Çavlani maddesinde, farklı düzeydeki gölle­rin nasıl oluştuğu ve Niagara Irmağı’nın Erie Gölü’nden Ontario Gölü’ne büyük bir çağla­yan halinde nasıl akmaya başladığı anlatılmak­tadır.) Dünyanın başka yerlerindeki birçok göl de buzulların üzerinde hareket ettiği kayaçlan oyarak açtığı çukurlarda oluş­muştur. Buzul Çağı’nın gelişi hayvanların yaşamını da büyük ölçüde etkiledi. Yeni iklime ve değişen koşullara uyum gösteremeyen birçok hayvan türünün soyu tükendi. Başka türler daha sıcak bir iklim bulmak için güneye doğru göçtüler. Mamut ve gergedan gibi bazı türler ise evrim geçirerek zorlu koşullarda yaşamayı başardılar. Buzul çağlarının niçin ortaya çıktığını bil­miyoruz. Çeşitli nedenler bir araya gelmiş olabilir. Buzul Çağı döneminde Kuzey Buz Denizi dünya tarihinde ilk kez neredeyse tümüyle karalar arasında kısılıp kalmış, başka okyanusların sıcak su akıntıları buraya gire­memişti. Bu durum, dünyanın güneşten aldığı ısı miktarındaki değişmelerle birleşerek Buzul Çağı’na yol açmış olabilir. Büyük buz örtüsü çok yavaş bir biçimde geri çekildi ve yaklaşık 10 bin yıl önce kuzeydeki konumuna döndü.

Ama Buzul Çağı henüz sona ermemiş olabilir ve biz başka bir soğuk dönemin izleyeceği geçici bir sıcak dönemde yaşıyor olabiliriz. Öte yandan, daha önce de olduğu gibi buz örtüsü yavaş yavaş bütünüyle ortadan kalkabilir ve kutup bölge­leri bir gün yeniden ısınabilir. Böyle bir durumda okyanusların su düzeyi yaklaşık 15 metre yükselecektir.

BUZUL VE BUZULLAŞMA.

Buzul karalar üzerindeki kalıcı, yıldan yıla yavaş ve sürekli bir biçimde hareket eden büyük bir buz kütlesidir. Buzul bir yılda yüzlerce metre hareket edebileceği gibi, ilerlemesi çok daha yavaş da olabiür. Buzulun bazı bölümleri öteki bölümlerinden daha hızlı hareket eder. Kar örtüsünün sürekli olduğu yerlerde oluştuğu için buzullar ya kutup bölgelerinde ya da yağan karın eriyen ve buharlaşan kardan daha çok olduğu yüksek dağlık bölge­lerde bulunur. İklimin daha soğuk, ama kar yağışının daha az olduğu yerlerde buzul olma­masına karşılık, Afrika’nın ekvatora yakın bölgelerindeki bazı yüksek dağlarda buzullar olmasının nedeni budur. Yüksek dağlardaki kalıcı kar örtüsünün alt sınırına kar sınırı denir. Kutup bölgelerinde deniz düzeyine kadar inen kar sının ekvatorda yaklaşık 6.000 metre yüksekliktedir. Grönland Adası ve Antarktika buzla kaplıdır. Bu buz örtüsünün kalınlığı Grönland’da 2.500 metreye ulaşır. Oluştuğu bölgenin coğrafi yapısına ve iklime bağlı olarak, başlıca üç tür buzul vardır. Vadi buzulları. Alp ya da dağ buzulu da denen bu buzullar dağlardaki vadilerde buz ırmakları biçiminde oluşur. Himalayalar’da uzunluğu 45 kilometreye ulaşan vadi buzulları vardır. Avrupa’daki birçok sıradağda ve Alp Dağları’nda, Kuzey Amerika’daki Kayalık Dağlar’da, Güney Amerika’daki And Dağla­rı’nda büyük vadi buzulları bulunur. Doğu Toroslar’da, Doğu Karadeniz ve Doğu Ana­dolu’daki dağlarda da boyları birkaç yüz metre olan vadi buzulları görülür. Örtü buzulları. Bazı bölgelerde yaylaları ve dağları örtecek biçimde genişleyen buzullara örtü buzulları denir. Çok büyük örtü buzulla­rına kıta buzulu ya da inlandsis adı verilir. Dünyanın en büyük örtü buzulu Antarktika’ dadır. 14 milyon km2‘den büyük olan bu kıta tümüyle buz örtüsüyle kaplıdır. İkinci büyük örtü buzulu olan Grönland inlandsisinin boyu 2.400 km, eni 1.100 km ve kapladığı alan 1,73 milyon km2‘dir. Çok kalın olmayan kimi örtü buzulları dağların doruklarında buz takkeleri oluştu­rur. Ağrı Dağı’nın ve Kilimanjaro Dağı’nın doruklanndaki buzullar bu türdendir. Dağeteği buzulları. Alaska’da çok yaygın olan dağeteği buzulları dağların eteğinde yel­paze biçiminde yayılır. Vadi ve örtü buzullan arasında yer alan bu buzullar, bir vadi buzulu­nun dağın eteğindeki bir başka buzulla birleş­mesi sonucu oluşur. Alaska’daki Malaspina Buzulu bu türün tipik bir örneğidir. Dağın eteğinin bir kıyı ovası olduğu durumlarda, denizin içine doğru uzanan buzullara buzla denir. Günümüzde buzlalar yalnızca Antark­tika’da bulunur. Buradaki Ross Buzlası Fran­sa kadar bir alanı kaplar.

 

 

Buzulun Oluşumu

Bir vadi buzulu, sarp yamaçlarla çevrili at nalı biçimindeki bir vadinin üst bölümünde olu­şur. Buzulun oluşmaya başladığı bu çanağa buzyalağı (sirk) adı verilir. Buzulun kaynağı kalıcı kar örtüşüdür. Kar örtüsünün kalınlığı giderek arttıkça, üstteki kar tabakaları altta­kileri sıkıştırır; kar taneleri sıkışma, erime ve buharlaşma etkisiyle küçük yuvarlak taneler­den oluşan gözenekli bir kitleye, buzkar’a dönüşür. Kar örtüsünün kalınlığı daha da arttıkça en alttaki buzkar taneleri basıncın etkisiyle, aralarında boşluk kalmayacak şekil­de sıkışıp eriyerek yeniden kristalleşir ve sert, kristalli bir buz oluşturur. Kar örtüsünün kalınlığı ve dolayısıyla ağırlığı arttıkça, üze­rindeki basınç artan buz, basınç yeterli bir düzeye ulaşınca vadinin eğimine uyarak aşağı doğru kaymaya başlar. Buz kütlesi büyük basınç altında esnek bir yapı kazanır ve katran gibi akar. Yerin eğimi, buzun sıcaklık derecesi, vadi tabanının yapısı gibi etkenlere bağlı olarak kaymayı başlatacak basınç düzeyi değişir. Buzulun orta bölümünün akışı ke­narların akışından daha hızlıdır. Buzulun sert bir buz tabakasından oluşan, 30-60 metre kalınlığındaki üst bölümü akmaz, alttaki bu­zun hareketiyle taşınır. Alttaki buzun akış hızındaki farklılıklar üstteki bu sert tabakada kırılmalara yol açar. Bunlara buzul çatlağı ya da buzyarığı denir. Vadi tabanının eğiminin birdenbire değiştiği yerlerde buzulun üst yü­zeyinde meydana gelen kırılmalarla buzbacası (serak) denen sivri çıkıntılar oluşur.Buzulun bir dil gibi uzanan ucu kar sınırının altına ulaşınca erimeye başlar. Bazen buzul aşağı doğru hareketini sürdürür, ama uç sınırı değişmeden kalır. Bu durumda, buzulun be­lirli bir sürede getirdiği kadar buz aynı süre içinde eriyor demektir. Hızla akan büyük buzullar kar sınırının çok altına kadar uzana­bilir. Yeni Zelanda’daki Franz Josef Buzulu deniz düzeyinden yalnızca 270 metre yüksek­likteki yarı tropik bir eğreltiotu ormanının ortasında son bulur. Çok soğuk bölgelerde buzullar denize de ulaşır ve buzulun suyun etkisiyle kopan ucu denizde yüzen buzdağları-nı oluşturur. Buzul içinde hareket ettiği vadinin tabanını ve yamaçlarını aşındırır. Vadi tabanını kazı­yarak pürüzsüz hale getirirken, vadiden kazı­yıp kopardığı ve yamaçlardan üzerine düşen taş, toprak gibi maddeleri beraberinde taşır. Buzul eridiğinde çökerek biriken bu taş ve toprağa buzul sürüntüsü (til) denir. Buzul dilinin ucu eridiği zaman, taşıdığı maddeler buzulun ucuna yığılarak uç buzultaşları’m oluşturur. Buzulun taşıdığı taş ve toprağın bir bölümü buzulun yan taraflarında birikir ve yan buzultaşları oluşur. İki buzulun birleştiği durumlarda yan buzultaşları birleşerek ortada bir sırt oluşturur; buna orta buzultaşı denir. Moren olarak da adlandırılan buzultaşın bu­zulun altında oluşan türü dip buzultaşı olarak adlandırılır. Dip buzultaşları örtü buzulların­da en çok rastlanan tortu türüdür. Buzulaltı akarsularının çökerttiği, katmanlaşmış sırtlar oluşturan ve bu suların yataklarının geçtiği yerleri gösteren tortulara esker denir. Bu suların açığa çıktığı nokta karne adı verilen çakıl yığıntısından belli olur. Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa’nın birçok yerinde görülen buzul sürüntüleri Buzul Çağı’nda bu kıtaların büyük bölümünü kaplayan geniş buz örtüsün­den geriye kalmıştır. Bir zamanlar buzullarla kaplı olan dağlarda şimdi boş buzyalakları ve birbirlerinden sarp sırtlarla ayrılmış, “U” biçiminde derin vadiler vardır. Irmak ya da göl kenarlarında görülen çakıllı teraslar da kökenlerini buzullardan alır. Bu teraslar eski kıyı çizgisinin ve buzul çağındaki su düzeyleri­nin göstergesidir.” ”

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Bulaşıcı hastalık Sarıhumma

En çamurlu akarsu “Sarı Irmak”