in ,

Çölde şu fışkırıyor!

ARTEZYEN KUYUSU.

Bir kuyu kazıldığın da, bulunan su genellikle toprağın çok altın­dadır ve bir tulumbayla ya da uzun bir ipin ucuna bağlı bir kovayla suyu yukarı çekmek gerekir. Ama bazı kuyulardaki su fışkırarak kendiliğinden yüzeye çıkar. Tulumba gerek­tirmeyen bu tür kuyulara artezyen kuyusu denir.
Artezyen kuyuları yalnızca basınçlı yeraltı sularının bulunduğu yerlerde açılabilir. Suyun fışkırmasını sağlayan basınç, çakıl ya da kum gibi gevşek ve geçirgen bir katmanın sert ve geçirimsiz iki kayaç katmanı arasında sıkışma­sından doğar. Ortadaki gevşek katmanda suyu tutabilen boşluklar ya da gözenekler vardır. Daha alttaki geçirimsiz kayaçtan geçe­meyen sular bu orta katmanda birikir.
Bu üç katman düz ya da yatay durumda olduğunda, yağmur ve eriyen kar sulan üstte­ki geçirimsiz katmandan alttaki kum ya da çakıl katmanına doğru sızamayacağı için yeraltı sulan oluşamaz. Bu durum, yere para­lel duran bir boruya yukandan su dökmeye benzer; bu koşullarda su borunun içine gire­mez. Ama borunun bir ucu yukanya doğru hafifçe kaldınlacak olursa, üstteki bu açık uçtan borunun içine su girebilir. Geçirimsiz iki kayaç katmanı ile ortadaki gevşek ya da gözenekli katman için de aynı şey geçerlidir. Bu katmanlar bir tepenin yamaçlarında ya da bir vadinin iki yakasında bulunuyorsa, yağ­mur ve kar suları orta katmanın tepeye yakın olan ucundan kolayca içeri sızabilir.
Bir artezyen kuyusu açmak için, tepenin yamaçlarında ya da vadinin tabanında her­hangi bir yer seçilerek, üstteki geçirimsiz katmandan suyun bulunduğu katmana kadar inen bir “sondaj deliği” açılır. Orta katmanda sıkışmış olan su bu basıncın etkisiyle yükselir ve bir çıkış noktası bulduğu için sondaj deliğinden dışarı fışkırır. Fışkıran suyun yük­sekliği suyu zorlayan basıncın şiddetine, dolayısıyla kuyunun ağzına doğru yükselen suyun miktarına bağlıdır.


Bu tür katmanlarda birikmiş yeraltı suları­nın fışkırması için her zaman insan eliyle bir kuyu açılması gerekmez. Bazen sular üstteki geçirimsiz katmanda kendilerine bir yol bula­bilir, örneğin bir çatlaktan dışarı fışkırabilir. Bu tür “doğal” kuyulara artezyen kaynağı denir.
Bazı artezyen kuyularında “ya da kaynakla­rında, suların geçirimli katmana girdiği yer suyun fışkırdığı noktadan birkaç yüz kilomet­re ötededir. Örneğin ABD’nin Florida eyale­tinde çok tanınmış bir doğal kaynak olan Silver Springs, Florida’nın kuzeyindeki Georgia eyaletinin oldukça uzak kesimlerinde yeraltına sızan yağmur sularıyla beslenir. Çöllerde bile artezyen kuyularına rastlanmasının nedeni budur. Bol yağış alan yüksek bölgeler­de ya da dağlarda toprağın altına sızan sular, çölde bir çıkış noktası bularak yüzeve çıka­bilir.
Artezyen kuyuları genellikle çok derin ol­duğu için suları içilebilecek kadar temizdir. Nitekim birçok ülkede kentlerin içme suyu büyük ölçüde artezyen kuyularından sağlanır. Ayrıca dünyanın birçok yerinde tarlaların sulanmasında da artezyen kuyularından ya­rarlanılır. Örneğin Kuzey Afrika’daki Sahra Havzası‘nda, Atlas Dağları‘ndan gelen ve kum örtüsünden sızarak yeraltına inen suların fışkırdığı artezyen kuyuları tarımın can da­marlarıdır.

Eskiçağlarda Çinliler ve Mısırlılar büyük olasılıkla bu tür kuyuların nasıl açılacağını biliyorlardı. Ama Avrupa’da ilk artezyen kuyusu 1126’da Fransa’nın Artois yöresinde açıldı. Bu kuyuların adı, Romalılar’ın Artesium dedikleri bu yöreden gelir.
Çağdaş kuyu açma yöntemlerinin çoğu da gene Fransa’da, Paris yakınındaki Grenelle‘de bulunan ve sekiz yıllık bir çalışmadan sonra 1841’de açılan ünlü artezyen kuyusunun yapımı sırasında geliştirilmiştir.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 puanlar
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Tazılarını genç ada­ma saldırtıp, onu parçalatmış

Gölden çıkan Peri Kraliçeleri