in

Canlıların Solunum Hızı

Solunum Hızı

Yeni doğmuş bir bebek dakikada 60 kez soluk alıp verir. Daha büyük bebeklerde solunum ritmi dakikada 40’a, yetişkinlerde ise yaklaşık 15-20’ye düşer. Uykudayken vücuttaki bütün yaşam süreçleri yavaşladığı için hücrelerin ok­sijen gereksinimi de daha azdır. Bu nedenle uyuyan bir insanın soluk alıp verişi daha yavaş ve düzenli olmaya başlar.

Değişik türden hayvanların solunum hızı farklı olmakla birlikte, genel olarak küçük ya­pılı hayvanlar iri hayvanlardan daha sık solur­lar. Örneğin, dinlenme halindeki bir fare da­kikada 100-200, serçe 90, kedi 20-30, köpek 15-20, at ve fil ise 5-6 kez soluk alıp verir.

Vücut hareket halindeyken oksijen gereksi­nimi arttığı için, soluk alıp verme ritmi de bu­na bağlı olarak hızlanır. Örneğin yanşa katı­lan bir atlet koşunun başlangıcında daha derin soluk alır. Bir süre sonra soluklan giderek sıklaşır ve burundan giren hava artık kendisi­ne yetmediği için ağzından da soluk almaya başlar. Yansın sonlannda iyice soluk soluğa kalmış ve dakikadaki solunum sayısı 30’a, hatta 40’a yükselmiştir.

Sporcular, karşılaşmalann ya da yarışların yapılacağı yeni bir mevsime hazırlanırken antrenmanlara başladıklan için vücutlan gi­derek daha az oksijenle daha çok hareket yapmaya alışır. Bu nedenle, düzenli çalışan bir sporcuda soluk soluğa kalmak ya da soluk darlığı çekmek gibi sorunlara daha az rast­lanır.

Buna benzer sorunlar dağcılar için de söz konusudur. Yaklaşık 1.500 metrenin üstünde­ki yükseltilerde havanın yoğunluğu ve oksijen oranı azaldığı için, böyle bir tırmanışta ağır ağır yürümek bile insanı soluksuz bırakabilir. Ama bu yükseklikte yaşayan ya da uzun süre kalan kişiler zamanla ortamın koşullanna uyum sağlayarak seyreltik havayla solunum yapmaya alışırlar. Örneğin daha çok oksijen yüklenip dokulara taşıyabilmek için kandaki alyuvarların sayısı artar.

Solunumda görev alan bütün organlann ve bütün bu sürecin eşgüdümü, beyin sapındaki solunum merkezinin denetimindedir. Bu merkez, kandaki oksijen ve kar­bon dioksit oranını sürekli olarak denetler. Karbon dioksit oranının artması çok daha cid­di bir tehlike yaratacağı için, böyle durumlar­da solunum merkezi, birikmiş karbon dioksit akciğerlerden atılıncaya kadar diyaframı ve göğüs kaslarını her an uyararak çalışmalannı düzenler.

Genellikle soluk alıp vermek için düşünme­miz gerekmez; her şey solunum merkezinin denetiminde kendiliğinden olup biter. Ama istediğimiz anda, örneğin ıslık çalarken ya da balon şişirirken solunum ritmimizi değiştire­biliriz. Üstelik kısa bir süre, hatta bu konuda çalışarak deneyim kazandıktan sonra birkaç dakika kadar soluğumuzu tutabiliriz. Ama vücudun korunma mekanizması uzun süre so­luksuz kalmamıza kesinlikle izin vermez. Ana babalar bazen katılıncaya kadar ağlayan be­beklerinin soluksuz kalıp boğulacağını sana­rak kaygılanırlar. Oysa bir insan bütün irade­sini zorlayarak morarıncaya kadar soluğunu tutsa bile boğulmaz; yalnızca bayılır ve hemen o anda solunum yeniden başlar.” ”

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Nasıl Soluk Alıp Veririz

Hayvanlarda Solunum