in , , ,

Böyle bir manzara görülmedi

ARTVİN.

Doğu Karadeniz Bölgesi‘nin doğu ucunda yer alan Artvin ilinin toprakları genel­likle dağlıktır. Türkiye ile SSCB arasındaki Sarp sınır kapısının 1988’de açılmasıyla tu­rizm, transit taşımacılık ve ticaret yönünden ilin önemi artmıştır. Yüzölçümü ve nüfus açısından Türkiye‘nin en küçük illerindendir. Türkiye‘nin bakır üretiminin yarısını sağlayan Artvin‘in ülke ekonomisinde önemli bir yeri vardır.

ARTVİN İLİNE İLİŞKİN BİLGİLER

YÜZ ÖLÇÜMÜ : 7.436 km2.
NÜFUS : 226.338 (1985).
İL TRAFİK NO : 08.
İLÇELER : Artvin (merkez), Ardanuç, Arhavi, Borçka, Hopa, Murgul, Şavşat, Yusufeli.
İLGİ ÇEKİCİ YERLER : Kafkasör, Mersevan Düzlüğü; Hatila Deresi; Ilıca Köyü ve Otingo çermikleri; Ciskaro Madensuyu; Kopmuş, Kemalpaşa, Sarp plajları; Artvin, Boselt, Melo, Ardanuç, Parih kalele­ri; Salihbey Camisi; Osmanlılar’ın camiye çevirdiği İşhan (Kanlı) Kilisesi; cami olarak kullanılan Hamam­lı (Dolisane) Kilisesi; Camandar Baba, Sefer Paşa, Zor Mustafa Bey türbeleri; Çelebi Efendi, Mehmet Bey çeşmeleri; Çoruh Köprüsü.


Doğal Yapı
İl topraklarının yüzde 80’e ulaşan bölümü Çoruh Irmağı ve kollarının açtığı derin vadi­lerle yarılmış, sarp ve geçit vermez yüksek dağlarla kaplıdır. İlin en yüksek bölümünü Artvin-Rize-Erzurum sınırlarının kesiştiği yerde 3.932 metreye ulaşan doruğuyla Kaçkar Dağı oluşturur. Karcal, Kükürt, Gül ve Yal-nızçam dağları ilin öbür önemli yükseltile­ridir.
Artvin‘de ovalar yok denecek kadar azdır. Kıyı kesimlerinde küçük derelerin oluşturdu­ğu alüvyonlu düzlüklere rastlanır. Yaylalar ovalara oranla daha geniş yer kaplar. İl topraklarındaki akarsular geçtikleri yerlerde dar ve derin vadiler oluşturmuştur. Bu vadile­rin bir bölümü dağ sıralarını birbirinden ayıran paralel diziler durumundadır. Bazıları ise “V” biçiminde, oldukça dik ve derindir. Artvin topraklarına Erzurum sınırından giren Çoruh Irmağı ilin en büyük akarsuyudur. Ormanlarla kaplı dağlardan doğan çok sayı­daki irili ufaklı çay ve derenin büyük bölümü Çoruh’a katılır. Çoruh Irmağı‘nın Artvin ile Borçka kentleri arasında genişleyen yatağın­daki akışı düzenli olduğundan büyük kayık­larla taşımacılık yapılır. Erzurum sınırından il topraklarına giren Oltu Deresi ile Tortum Çayı’nı da alan Çoruh, SSCB sınırında ili ve ülkeyi terk eder; daha sonra da Karadeniz’e dökülür. Artvin ilinde hemen hepsi Karagöl olarak adlandırılan çok sayıda küçük göl vardır. Çoğunluğu Ardanuç, Borçka ve Şav­şat yakınlarındaki buzul vadilerinin diplerin­de yer alan bu göllerin derin sularında bol alabalık yaşar.
Artvin ilinde iklim, doğal yapının özellikle­rine göre çeşitlilik gösterir. Kıyılarda kışları ılık, yazları serin ve her mevsimi yağışlı Doğu Karadeniz iklimi görülür. Mevsimler arası sıcaklık farkı azdır. İlin iç bölümlerinde ise kışlar soğuk ve bol kar yağışlı, yazlar serin geçer. Denizin yumuşatıcı etkisinin içerilere girmesini sağlayan Çoruh Vadisi’nin derin tabanında kıyıya oranla daha az yağışlı ve kışları yumuşak geçen bir iklim egemendir.
İl topraklarının yüzde 37’si ormanlarla kaplıdır. Dağların eteklerindeki geniş yaprak­lı ağaçlar, yükseklik arttıkça yerlerini iğne yapraklı ağaçlara bırakır. Alçaklarda kızılağaç, meşe, kestane, gürgen, san çam, yükseklerdey-se kayın ve ladin ağaçlarından oluşan orman­lar yaygındır. Ormanlarında karaca, yabanke-çısi, domuz, kurt, tilki, ayı, porsuk, susamuru gibi çeşitli av hayvanları yaşayan Artvin ili yurtdışından da avcı çeken bir avcılık merkezidir.

Tarihi

Artvin bölgesine tarih boyunca birçok devlet egemen olmuştur. Buraya İÖ 2000 yıllarında yerleşen Hurriler, İÖ 15. yüzyılda Mitanni Devleti’ne bağlandılar. Daha sonra bölgeye Hititler, Urartular, Kimmerler, İskitler ve Arsaklılar egemen oldu. Artvin‘i yaklaşık 500 yıl ellerinde tutan Asya kökenli Arsaklılar döneminde, 310’larda bölge halkı Hıristiyan­lığı benimsedi. 5. yüzyılın başlarında bölgeye Bizans İmpa­ratorluğu egemen oldu. Araplar ile BizansM lar arasında birkaç kez el değiştiren Artvin v’ çevresi bir süre Gürcü Krallığı’na bağlı kaldı. 1071’deki Malazgirt Savaşı’ndan sonra Ana­dolu’ya giren Selçuklular 1081’de Artvin‘i aldı. Bu yöre, 1551’de Osmanlı topraklarına katılıncaya kadar Celayirliler’in ve Akkoyun-lular’ın egemenliğine girdi.
Artvin 19. yüzyıldaki Osmanlı-Rus savaşla­rı sırasında 1828 ve 1878’de iki kez Ruslar’ın işgaline uğradı. I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar süren ikinci işgal, 1917 Ekim Devrimi sonunda Rusya’da kurulan Sovyet Hüküme-ti’nin buradaki kuvvetlerini çekmesiyle son buldu. 17 Aralık 1918-7 Nisan 1920 arasında İngilizler’in işgal ettiği Artvin, 23 Şubat 1921’de Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlandı.
Ekonomi
Çok dağlık olan il topraklarının yaklaşık yüzde 6’sı tarıma elverişlidir. En önemli tarım ürünü kıyı ilçelerinde üretilen çaydır. Ayrıca, gene kıyılarda fındık, mandalina, portakal ve zeytin yetiştirilir.
Buğday, arpa ve mısır gibi tahıllar .ile meyve ve sebze üretimi yerel tüketime yöne­liktir. Halkın geçiminde bir yan gelir kaynağı olarak ormancılık önem taşır. Ormanların ve çiçekli bitkilerin geniş yer kaplaması arıcılığı ve bal üretimini geliştirmiştir. Ülkede üretilen balın yüzde 3’ü Artvin‘den sağlanır. Otlakla­rın yüksek yaylalarda olması ve kış aylarında karın uzun süre yerde kalması hayvancılığı güçleştirir. İlde en çok sığır ve koyun yetiştiri­lir. Karadeniz kıyısında yer almasına karşın Artvin‘de balıkçılık gelişmemiştir.


Türkiye‘nin en zengin bakır madeni yatak­ları Murgul (Göktaş) ve çevresinde bulunur. Ayrıca Hopa’da işletmeye elverişli bir manga­nez yatağı vardır. Sanayi kuruluşlarının başlı-caları Murgul ve Çakmakkaya bakır fabrika­larıdır. Orman ürünlerinin işlendiği önemli bir kuruluş Borçka’daki kereste fabrikasıdır. Hopa, Arhavi ve Muratlı-Kemalpaşa çay fab­rikalarında işlenen çaylar paketlenmek üzere Rize’ye gönderilir. İlde ayrıca hızar atölyele­ri, besin, dokuma, bakır eşya yapımı dalların­da küçük işletmeler vardır. İlkel tezgâhlarda cicim, kilim, peştamal dokunur. Ayrıca yase­min ağacından ağızlıklar yapılır.

İlin deniz ulaşımı Hopa limanından sağla­nır. En önemli karayolu Doğu Karadeniz’in kıyı kentleriyle bağlantısını sağlayan ve kıyı boyunca uzanan karayoludur.

Toplum ve Kültür
Yörenin coğrafi konumu ve çeşitli halkların bir arada yaşamış olması, Artvin ve çevresin­de özgün bir kültür yapısının oluşmasına yol açmıştır.
Şavşat ve yöresinde, mısır çapasının bitimi ile çayır biçme arasındaki yaklaşık 15 günlük süre içinde Pancarcı Eğlenceleri düzenlenir. Yaylacılıkla yakın ilişkisi olan bu gelenek yeni bir çalışma dönemine başlamadan dinlenme amacını güder. Çeşitli yörelerden gelen grup­lar davul zurna eşliğinde yaylaya çıkarlar. Her gün bir yerde, genellikle buzul göllerinden birinin kıyısında konaklanır; çeşitli oyunlar oynanır.

Artvin ve çevresinde yaygın olan bir başka gelenek de “yapı daveti”dir. Yeni bir ev yapacak ya da evini onaracak olan kişi bütün köy halkını çağırır ve konuklarına börekler, tatlılar sunar. Bir iki saat süren eğlencelerden sonra konuklardan biri, “elbirliğiyle komşu­muzun evini de yapalım” diyerek gelenleri yardıma çağırır. Herkes gücüne göre para ya da araç gereç vermeyi üstlenerek evin yapımı­na katkıda bulunur.
Halk oyunları içinde ağır bar ve Çoruh ya da Artvin barı ünlüdür. Artvin ban, 1936’da İstanbul’da düzenlenen Balkan Festivali’nde Atatürk’ün barbaşı olarak oyuna katılmasın­dan bu yana Ataban olarak anılır.
Ekime elverişli topraklann azlığı ve sanayi­nin gelişmemiş olması Artvin halkını özellikle Batı Anadolu’nun büyük kentlerine ve dış ülkelere göçe zorlamıştır. Göç günümüzde de sürdüğünden il nüfusunda önemli bir artış gözlenmez.

İl Merkezi : Artvin
Artvin kenti ilin iç bölümlerinde, Çoruh Irmağı vadisinde yer alır. Vadinin güneyinde yükselen Kıldiyet Dağı’nın yamaçlarında, ba­samaklar biçiminde yükselen düzlüklerde ku­rulmuştur. Bu düzlüklerdeki bahçeler ve ağaçlar arasında kaybolan evler kente kendi­ne özgü bir görünüm verir. Kentin bu doğal yapısı nedeniyle yerleşmeler birbirinden ko­puk mahalleler biçimindedir.
Artvin kenti bir karayoluyla bazı ilçe mer­kezlerine ve Karadeniz kıyısına bağlanır. Ama kentin ana ulaşımı Hopa üzerinden denizyoluyla sağlanır. Orman ürünlerinin iş­lendiği bir fabrika dışında sanayi kuruluşu bulunmayan kentte ticaret de gelişmemiştir Yüzeyin engebeli, toprak veriminin düşük, ekonomik etkinliklerin de gelişmemiş olmass Artvin‘in kentsel gelişmesini engellemiş ve il dışına göçe katkıda bulunmuştur.
Kentin nüfusu 18.720’dir (1985).

Değerlendirmek ister misiniz?

0 puanlar
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Dikkat etmezseniz başınıza gelebilir!

Aruz Ölçüsü Örneği