in

AŞIK KARACAOĞLAN

KARACAOĞLAN

17. yüzyılda yaşadığı sanılan bir âşıktır. Deyişleri günümüzde de halk arısında yaygınlığını korumakta, söyleyişindeki canlılık ve dilindeki arılıkla yüzlerce yıldır etkisini yitirmeden yaşamaktadır.

Doğum ve ölüm tarihleri bilinmediği gibi asıl adıyla ilgili kuşkular da vardır. 16. yüzyıldan kalma bazı tarihsel kaynaklarda adı geçtiği için Karacaoğlan’ın bu yüzyılda yaşamış olduğunu ileri sürenler bulunduğu gibi bu yüzyılda bir başka Karacaoğlan’ın daha yaşamış olduğunu ileri sürenler de vardır. Asıl adının Sımayıl (İsmail), Halil ya da Hasan olduğu yolundaki görüşler de kesinlik taşımaktan uzaktır.

Yaşamı ve kimliği ile ilgili bilgiler yetersiz ve çelişkilidir; ama bilinen bir Karacaoğlan kimliği vardır. Bu kimliğe göre Karacaoğlan Adana, İçel, Kahramanmaraş, Gaziantep, Halep yöreleri ile İç Anadolu’nun bazı yerlerini gezip dolaşan göçebe bir Türkmen obasının üyesiydi. Şiirlerinde geçen ve ancak gezip gören birinin bilebileceği kadar çok yöresel dağ, pınar ve yayla adları onun dilinde, kendi çevresinden söz eder gibi geçer. Âşıklık geleneğinin göçebe Türkmen âşıkları zincirinde baş halkayı oluşturan Karacaoğlan, şiirlerinde güzelleri överken soyut benzetmeler yerine, doğadan alınma benzetmeler kullanır. Onun şiirinde güzelin duruşu güvercine, yürüyüşü turna ve kekliğe, boynunun güzelliği ördeğe, bakışı ceylan ve şahine, yanaklarının allığı elmaya, boyunun uzunluğu serviye, dudaklarının kırmızılığı kiraza, sesi ise bülbüle ve kumruya benzetilir.

Karacaoğlan, şiirlerinde insanlara öğütler verirken doğal olayların oluş biçiminden ve sonuçlarından da örnekler sunar. Göçebe Türkmen yaşayışının düşünce zenginliklerini dizelerine bilgece yansıtır. Şiirlerinin bütünü göz önünde bulundurulunca Karacaoğlan yalnız saz çalıp türküler söyleyen bir âşık olarak değil halkın binlerce yıllık bilgi, görenek ve davranış birikimini ustaca yansıtan bir halk bilgesi olarak karşımıza çıkar.

Karacaoğlan’ın dili Anadolu’nun güney, güneydoğu ve bazı orta kesimlerinde kullanılan Türkmen ağzıdır. Karacaoğlan’ın klasik Osmanlı şiirinden ve bu şiirde kullanılan dilden etkilenmemiş olması, Türkmen ağzına özgü sözcük ve deyimleri sıkça kullanması,aşık şiirinde bir geleneğin de başlangıcı olmuştur.17. yüzyıldan sonra yetişen Dadaloğlu,Deli Boran, Cingözoğlu, Seyit Osman, , Derdiçok gibi âşıklarda Karacaoğlan etkisi açık bir biçimde görülür.

Karacaaoğlan’ın yaşamı, yaşadığı aşk serüvenleri ve şiirleriyle ilgili olarak halk arasında birçok öykü ve söylence yaratılmış, ünü ve şiirleri Orta Asya, Azerbaycan, Kırım ve Balkan ülkelerine kadar yayılmıştır. Yapıtları 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Türk aydınlarının dikkatini çekmiş, yaşamı, sanatı ve şiirleri ilk kez Sadeddin Nüzhet Ergun tarafından Karacaoğlan(1927) adıyla kitaplaştırılmış, bu çalışma daha sonra yeniden ve daha kapsamlı bir biçimde yayımlanmıştır. Bu ünlü Türkmen aşığı ile ilgili 20’den fazla kitap yayımlanmışsa da elde edilen son bilgileri, belgeleri ve yeni şiirleri içerdiğinden Cahit Öztelli’nin Karacaoğlan Bütün Şiirleri (1970) adlı kitabı günümüzde de önemini korumaktadır.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 puanlar
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

BİR TÜRKMEN AŞIĞI DADALOĞLU

FRANSIZ YAZAR VE DÜŞÜNÜR JEAN-PAUL SARTRE