in

Hiciv Şairi Mehmed Eşref

EŞREF (1847-1912)

Türk edebiyatının en büyük yergi (hiciv) şairidir. Asıl adı Mehmed Eşref olan ve Şair Eşref diye tanınan bu şairin Türk edebiyatında öteki yergi ustalarından çok ayrı ve kendine özgü bir yeri vardır.Yergi türü şiir dışında başka tür şiir yazmayan şairin ilginç yaşamöyküsü de halkın dilinde yıllarca yaşamıştır.

Eşref Manisa’nın Gelenbe kasabasında, bir cami imamının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Deli Hafız diye tanınırdı. Annesinin de hafız ve şair olduğu söylenir. Eşref mahalle mektebinde öğrenim gördü ve altı ay gibi kısa bir sürede hafız oldu. Ama dilediği gibi, başına buyruk yaşamayı seviyordu. Bu yaşantı içinde bir gün içki masasında kavga edip bir arkadaşını yaralayınca korkup Manisa’ya kaçtı. Burada Hatuniye Medresesi’nde Arapça. Farsça, matematik ve tarih öğrenimi gördü. Memurluk, mal müdürlüğü gibi görevlerden sonra 1879’da Fatsa’ya kaymakam olarak atandı. Daha sonra birçok kasabada kaymakamlık yapan Eşref, bu arada İkinci Abdülhamid’in baskıcı yönetimini alay yoluyla yermekten de geri durmuyordu. 1902’de evinde yasak yayın bulundurduğu gerekçesiyle tutuklandı. İstanbul’da bir yıla yakın hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra 1904’te Mısır’a kaçtı, oradan Avrupa’ya geçti. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a döndü ve yeniden kaymakamlığa atandı. Daha sonra devlet memurluğundan ayrılarak İstanbul’a yerleşti ve çeşitli dergilerde şiirlerini, yazılarını yayımlamaya başladı. Eşref adlı bir derginin de başyazarlığını üstlendi. 1908’de Adana vali yardımcılığı görevine atandı, ama kısa bir süre sonra, 31 Mart Olayı’nı izleyen günlerde Adana’da çıkan karışıklıklar sonucu görevinden alındı. Sonraki yıllarını Kırkağaç’ta bir bağ köşkünde geçirdi.

Eşref, Türk şiirinde Nef’i’nin doruğa çıkardığı yergi türünü Divan edebiyatının son döneminde yeniden canlandıran bir şairdir. Eşref kişisel öfke ve kininden dolayı kimseyi yermemiş, yergilerini döneminin yönetim ve toplumsal sorunlarında yoğunlaştırmıştır. Bu yönüyle Divan şiirinin geleneksel yergi anlayışından ayrılır. Şiirlerinde
yurttaşlık hakları, özgürlük, eşitlik, meşrutiyet, batılılaşma gibi konuları işler. Dil konusunda cesur ve rahattır. Halkın kullandığı sözcükleri ve deyimleri kullanır. Şiirinde açık saçık sözlere yer vermekten çekinmez. Sözleri, nükteleri çok çarpıcı ve zekice buluşlara dayandığı için çabucak yayılmış ve geniş bir kesimin belleğine yerleşmiştir. Bir yergi söz konusu olduğunda Eşrefin dizeleri atasözü ya da özdeyiş gibi halk tarafından kolayca kullanılır. Eşref şiirlerini Deccâl (1904. 1907). İstimdad (1905; Yardım İsteme). Şah ve Padişah (1906), Hasbıhâl yahud Eşref ve Kemal (1908; “Söyleşi ya da Eşref ve Kemal”), İran’da Yangın Var (1908) adlı kitaplarda toplamıştır. Ölümünden sonra bazı şiirleri Şair Eşrefin Külliyatı (1928) adıyla topluca yayımlanmıştır.” ”

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Dönem Altınordu Devleti

Tarihsel Süreç İçinde Dİvan Edebiyatı