in , , ,

Çocukların Düşselliğini Geliştiren ”Ezop Masalları”

EZOP’UN FABLLERİ

Fabl, öğüt ya da ders vermek için anlatılan, kahramanları hayvan­lardan seçilmiş kısa bir öyküdür. En ünlü fablleri Ezop adında bir Yunanlı’nın anlattığı bilinmektedir.

Ezop’un İÖ 7. yüzyılın sonunda ve 6. yüzyılın başında yaşamış olduğu sanılmakta­dır. Atinalılar’ın nefret ettiği Pisistratus adlı kralın hüküm sürdüğü dönemde Ati­na’ya giden Ezop’un, gelecek yeni bir kralın eskisini aratacağını göstermek için Atinalılar’a “Kral Arayan Kurbağalar” ma­salını   anlattığı   söylenir.   Masal şöyledir:

Bir zamanlar başlarında kimse bulunmadığı için rahatları kaçan kurbağalar, tanrı Zeus’a başvurarak ondan kendilerini yönetecek bir kral istemişler. Zeus böyle bir istekte bulun­manın budalalık olduğunu, çünkü kralsız da pekâlâ kendi kendilerini yönetebileceklerini düşünüyormuş. Göle bir kütük fırlatarak, “Alın, işte kralınız,” demiş.

Kurbağalar kütüğün suya çarpınca çıkardığı sesten ürkerek önce sağa sola kaçışmışlar. Sonra kütüğün kımıldamadığını görünce ya­vaş yavaş yaklaşmışlar, giderek yüreklenip üzerinde hoplayıp zıplamaya başlamışlar.

Aslında düşledikleri böyle bir kral değil­miş. Bu yüzden yeniden Zeus’a çıkarak bu işe yaramaz kralın yerine doğru dürüst bir kral göndermesini istemişler. İkide bir rahatsız edilmek Zeus’un hiç hoşuna gitmiyormuş. Bu kez kurbağalara krallık etmesi için bir leylek göndermiş. Leylek göle varır varmaz, gaga­sıyla yakaladığı kurbağaları birer birer yutma­ya başlamış. Bu masalla Ezop Atinalılar’a, yeni gelecek bir kralın eskisini aratacağını, sahip olduklarıyla yetinip fazla yakınmama­ları gerektiğini anlatmak istiyormuş.

Ezop’a ilişkin çeşitli söylentilerden biri onun özgürlüğünü kazanmış bir köle olduğu ve sonradan krallara akıl hocalığı ettiği yolun­dadır.

Ezop’un masalları başlangıçta yazılı değil­di. Yaşlılar bildikleri masalları gençlere anla­tır, bunlar kulaktan kulağa dolaşırdı. Filozof Sokrat’ın hapisteyken bazı masalları koşuk biçimine getirdiği söylenir. İÖ 4. yüzyılda Demetrios adında bir Yunanlı fablleri toplu hale getirmiş, İS. 1. yüzyılda ise fabller Latince’ye çevrilmiştir. Fabllerde çeşitli bilgi­ler de vardır. Hayvanların özelliklerini öğre­tirken, insanların kendi kendilerini tanımala­rına yardımcı olurlar. Fabller Fransız yazar La Fontaine gibi pek çok yazarı etkilemiştir. Ezop’un herkesçe bilinen ünlü fablleri arasın­da “Tilki ve Üzümler”, “Kuzu Postu Giyen Kurt”, “İnatçı İki Keçi”yi sayabiliriz.

FABL, genellikle öğüt vermek ve ders çıkar­mak için anlatılan kısa bir öyküdür. Fabl sözcüğü Latince öykü anlamına gelen fabula’dan türemiştir. Fabllerin kahramanları ço­ğunlukla insan gibi davranan ve konuşan hayvanlardır. Bu durum, öyküyü anlatanın insanların budalaca davranışlarını dolaylı ola­rak göstermesine olanak sağlar. Eğlenceli ve ilginç bir öykünün iz bırakacağı düşüncesiyle bu öğütlere kulak verileceği umulur.

Örneğin, döğüşen iki horozu konu alan bir fabl vardır. Bu öyküde horozlardan biri yeni­lir ve kaçar. Öbürünün ise kazandığı zaferden başı döner, çatıya çıkar ve zaferini duyurmak için sürekli öterek böbürlenir durur. Horozu gözüne kestiren bir kartal onu kaptığı gibi kaçar. Bu öyküden, böbürlenmenin aptalca bir şey olduğu dersini çıkarmak zor değildir. Yüzyıllarca önce Ezop adlı bir Yunanlı’nın anlattığı varsayılan bu öyküler gibi Eski Hint ve Akdeniz kültürlerinde de bu türden hay­van masalları vardır. Hint fablleri genellikle ders vermekten çok doğadaki bir olguyu açıklamak için anlatılır.

“Karga ile Tilki”, “Kurt ile Kuzu”, “Ağustos böceği ile Karınca” ve “Tavşan ile Kap­lumbağa” gibi pek çok fabl eskiden olduğu gibi bugün de çocukların dinlemekten hoşlan­dıkları öykülerin başında gelir.”Tilki ile Horoz” öyküsü İngiliz şairlerin­den Geoffrey Chaucer’ın Canterbury Tales’inde yer alır. Hayvan masalları doruğuna, 17. yüzyılda yaşa­mış olan Fransız Jean de La Fontaine ile ulaştı. Koşuk biçiminde yazılmış olan bu masallarda La Fontaine, yaşadığı dönemdeki insanlarla kıvrak bir dil­le, inceden inceye alay etmekte, onların zayıf yanlarını yermektedir. 17. yüzyılın sonlarında ve 18. yüzyılın başlarında John Dryden ve John Gay adlı iki İngiliz yazar fabl yazma geleneğini sürdürmüşlerdir. 19. yüzyılda ço­cuk edebiyatının gelişmesiyle birçok yazar çocuklar için fabl türünde yapıtlar verdi. Bunlar arasında Lewis Carroll, Rudyard Kipling, Joel Chandler Harris’i sayabiliriz. George Orvvell’in Hayvan Çiftliği adlı yapıtında olduğu gibi, birçok çağdaş yazar da dünya görüşlerini dile getirmek için fabl türünde yazmıştır.

Değerlendirmek ister misiniz?

0 points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dağları Delen ”Ferhad İle Şirin”

Çağlar Öncesinde ”Mağara İnsanları”